Hoşgeldiniz, Misafir
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 17
 

AnasayfaKayıt OlGiriş yap

FotoğrafçıLık Hakkında Herşey

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
[-İDLE-]
Administrator
Administrator
avatar
Cinsiyet: Erkek
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 07/06/08
Mesaj Sayısı : 4208
Nereden : Ankara
Lakap : WeBmAsTeR
Kullanıcı profilini gör http://acemi.yiz.biz
MesajKonu: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 5:53 pm

TARİHÇESİ

Fotoğrafçılığın
başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Fotoğraf tarihi karanlık
kutu içinde görüntü elde etmenin tarihi olduğu kadar, bu görüntüleri
fotokimyasal yollarla saptamanın da tarihidir.


Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam adlı bir Arap'ın Gümüş Nitrat'ın
güneş ışığı etkisiyle karardığını bulması ve 15. asırda büyük sanatçı
Leonardo da Vinci'nin karanlık odada mevcut ufak bir deliğin dış
dünyadaki görünümlerini aksettirmesi fotoğrafçılık tarihindeki önemli
başlangıçlardır. Sanatçılar Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular.
Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun
öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntü görebiliyordu. 18.
yüzyılda karanlık kutunun bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam
konularak görüntü kutunun dışında görülebilir hale getirildi.

Işığın kimyevi maddeler üzerindeki etkisi ve gümüş tuzlarının görüntü
sapma duyarlılığı 200 yıl önceden biliniyordu. 1725 yılında, kireç ve
gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe
tutulduğunda kağıt üzerinde bu şeklin bir görüntüsünün meydana geldiği
görülmüştür. 19. yüzyılın başında kağıt, gümüş nitrat çözeltisine
batırılarak negatiflerin elde edilmesi başarıldı. Fotoğrafçılığın ilk
ve esaslı gelişmesi, vernikle saydam hale getirilmiş olan kağıt
üzerindeki bir görüntünün kalay levha üzerine getirilmesidir. Daha
sonra, Yuda Bitümü ile kaplanmış kalay levha üzerine düşürülen bir
görüntüde güneş ışığı düşen yerlerin beyazlaştığı görülmüştür.


Bu tarihlerde bir fotoğraf çekebilmek için ulaşılabilmiş en büyük poz süresi 1/25 saniye idi.

1852 yılında George Eastman, Kodak makinelerinde 10 poz çekebilen
bromür kaplı Jelatin rulolar bulunan Kodak fotoğraf makinelerini
piyasaya sürerek çok büyük aletler taşıması gereken fotoğrafçıya kolay
hareket imkanı sağladı. Fotoğraf çekildikten sonra makine fabrikaya
gönderiliyor ve jelatin film kağıttan ayrıldıktan sonra bir cam üzerine
yerleştiriliyor ve sonra yeniden makineye film doldurularak sahibine
iade ediliyordu.

1870 de Hermann Vogel emülsiyonları muhtelif banyolara batırılarak
duyarlılıklarını arttırma yolunu buldu. 1880 yılında kırmızıya karşı
duyarlılığı çok sınırlı olan ortokomatik filmin yanında, pankromatik
filmler ortaya çıktı. Fotoğraf 19. ve 20. asırda değişik astigmat
merceklerin, selüloz asıllı filmlerin kullanılması, fotoğraf makinesi
ve film sanayinde gelişmelerle günümüzdeki durumuna geldi.

OsmanLı İmparatorLuğunda Fotoğraf




Bu asır
Avrupa'sında, en görkemli yıllarını yaşayan endüstri devrimi, Osmanlı
İmparatorluğu'nu politik, kültür ve sanat, askeri ve ticari yönlerde de
etkilemeye başladı ve Batı'ya dönük bir politikanın esas alınmasına
neden oldu. Toplumun beğenileri değişti. Resim, mimari ve müzikte
gelenekselin yanısıra, Osmanlı toplumunda elit zümreyi oluşturan
entellektüel, bürokrat ve saray çevrelerine Batı zevki girmeye başladı.

Batılı
hükümdarların bir gelenek haline getirdiği, kendi portrelerinin devlet
dairelerine astırılması ve hediye edilmesi alışkanlığı, Osmanlı
İmparatorluğu'nda ilk kez Sultan II. Mahmud (Saltanatı 1808-1839)
döneminde uygulandı. Yeniçeri olayından (1826) sonraki günlerde,
6.5X7.5 cm. boyutunda, kabartma sarı ve pembe güllerin, üzerlerinde
elmas bulunan mavi çiçeklerin çevrelediği bir alanın ortasına, askeri
üniforma giymiş olan Sultanın bir resmi hazırlandı. Tasvir-i Hümayun adı verilen bu nişanlar zincir ile boyuna takılır veya resmi dairelerin duvarlarına asılırdı.

Bir
kısım tutucu çevreler Sultanın bu davranışından rahatsız oldukları için
bunu yıkmak isteyen Sultan, 1832 yılında Cuma Selamlığından sonra,
Küçüksu'da ikamet eden Şeyhülislam Abdülvahab Efendi'yi huzuruna kabul
ederek kendisini Tasvir-i Hümayun ile ödüllendirdi. 1835'de Harbiye
Mektebi'ne ve 1836'da, Rami ve Selimiye Kışlalarına büyük bir törenle
Sultanın resimleri asıldı. Ve II. Mahmud, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed
Ali Paşa kuvvetlerine karşı çarpışacak olan Osmanlı ordusunun kumandanı
�erkez Hafız Mehmed Paşa'ya, 1838 yılında, moral vermesi için bir
resmini gönderdi.

3 Ekim 1839'da Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun
Reşid Paşa tarafından okunmasından bir iki hafta sonra, fotoğrafın
bulunuşu ilk kez, İstanbul'da yayınını Türkçe, Arapça, Fransızca
sürdüren Takvim-i Vekayi gazetesinin 28 Ekim 1839 (19 Şaban 1255) Pazartesi günü 186. sayısında duyuruldu.

1840
yılında Yenicami avlusunda ilk Postane-i Amire kuruldu. Aynı yıl
İngiliz William Churchill'in yabancı basından aktardığı yazılarla
yayınına başlayan Ceride-i Havadis Gazetesi'nin 25 Ağustos 1840
(26 Cemazıyelahır 1256) Salı günü 47. sayısında, Daguerre'in ticari
amaçla çoğalttığı makinasından söz edilmekteydi.

1839 yılının Ekim ayında, Fransız ressam Horace Vernet (1789-1893), yeğeni Charles Marie Bouton ve Daguerreotypist Goupil Fesquet (1806-1893), Marsilya limanından yola çıkarak dünyadaki ilk fotografik geziye başladılar.
Suriye,
İskenderiye, Kahire, Sina, Filistin, Tyre, Saidon, Deir El Kamar, Şam,
Kudüs, Nazareth, Beyrut ve Baalbeck'den sonra, 4 Şubat 1840'da İzmir'e
vardılar. Fesquet tarafından hazırlanmış olan anı defterinde, 13 Şubat
1840'da Iena gemisinin bordasından çekilen İzmir'in Daguerreotype'larından söz edilmektedir.

Bu
yıllarda matbaa ve baskı tekniği gelişmediğinden, çekilen fotoğrafları
yayın organlarında ve kitaplarda göstermek olanaksızdı. Bu çekimler,
fotoğraflara ara tonlar verilerek yeniden ressamlar tarafından çizildi.
Fotoğraftan tekrar çizim yolu ile hazırlanmış ilk kitap Excursions Daguerriennes: Vues et Monuments Les Plus Remarquables du Globe (1840-1844)
adı ile Paris'te N.P. Lerebours tarafından yayımlandı. Bunlar Avrupa ve
Ortadoğu'nun çeşitli yerlerinden saptanmış görüntülerdi.

İslam
mimarisi üzerine araştırmalar yapan Joseph Philbert Girault de Prangey
(1804-1892), Ortadoğu'da 1842-1845 yılları arasında 1000'in üzerinde Daguerreotype çekti. Bunlardan yapılan illüstrasyonlar 1846'da Paris'te Monuments Arabes d'Egypte de Syrie, et d'Asie-Mineure Dessines et Mesures de 1842 a 1845 adı ile basıldı.

Fransız asıllı Kompa'nın 1842 yılında İstanbul'a geldiği ve Beyoğlu Belvü'de çalıştığı, Ceride-i Havadis gazetesinin 16 Temmuz 1842 (8 Cemazıyelahır 1258) Cumartesi günü 95. sayısında duyuruldu.
Fransız yazar Maxime du Camp (1822-1894), 1843'de İzmir, Efes ve İstanbul'da çektiği fotoğraflarını, 1848'de Paris'te, Souvenirs et Paysages d'Orient: Smyrne, Ephese, Magnesie, Constantinople, Scio adlı kitabında yayımladı.
Jacob
August Lorent (1813-1884), 1842 yılında İstanbul'dan başlayarak, İzmir,
Mısır, Kudüs, Karadeniz'e yaptığı seyahatini, 1845 yılında Wanderungen im Morgenlande 1842-1843 adlı kitabında yayımladı.

Bu
yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul'da Batılı anlamda
gelişme çabaları içinde, Haliç girişinde Karaköy-Eminönü arasına inşa
edilen ilk tahta köprü 1845 yılında açıldı. 1847'de ilk banka kuruldu ve aynı yıl ilk telgraf denemesi eski Beylerbeyi sarayında yapıldı.

Ernest de Caranza, 1852'de İstanbul'a geldi ve Anadolu yarımadasını gezerek pekçok Calotype
çekti. Bunlardan 55 adedi ile hazırladığı albümü Sultan Abdülmecid'e (
Saltanatı: 1839-1861) takdim ederek, "Sultan Fotoğrafçısı" ünvanını
almayı başardı.

Yine aynı yıl Alfred Nicolas Normand (1822-1909), İstanbul'un 16 X 21 cm boyutunda Calotype'larını çekti.
İrlanda'lı
John Shaw Smith'in (1811-1873), 1852 yılında çektiği Pera fotoğrafı,
iki negatiften oluşmuş, bilinen en eski çiftli baskıdır.

Bu
yıllarda Osmanlı yönetimi İmparatorluğun değişmekte olan çehresine yeni
katkılarda bulunuyordu. 1854 yılında Kahire-İskenderiye arasına ilk
demiryolu yapıldı. Aynı yıl Dolmabahçe Sarayı yaptırıldı. Saray, Türk
Rokoko'su adı ile tanınan eklektik tarzın doruk noktalarından biri
olmuştu. 1857'de Matbuat Nizamnamesi çıkarıldı.

Francis
Frith (1822-1898), İzmir'i 1860'lı yıllarda gezdi ve yörenin
fotoğraflarını çekti. 37 fotoğraflık albümün ilk sayfasına, Türk
kostümleri içinde kendi portresi de basıldı.

Francis Bedford (1816-1894), Galler Prensi VII. Edward'ın Türkiye ve Ortadoğu'ya 1862'de yaptığı geziye katılarak, Wet Collodion'lar çekti. Bu gezinin fotoğrafları, Londra'da Day&Son tarafından basıldı.
Arkeologlar
için bulunmaz bir hazine olan Küçük Asya toprakları, Fotoğrafla uğraşan
ve eski eserlerle ilgilenen gezginlere fotoğrafın bulunuşu ile birlikte
yeni bir çalışma olanağı sunmuş oldu.

1861'de George Perrot, mimar Edmond Guillaume ile Anadolu yarımadasına arkeolojik bir gezi düzenledi. 1862'de Paris'te Exploration Archeologique de la Galatie et de Bithynie
adında bir kitap yayımladılar. Jules Delbet'nin fotoğraflarıyla
yayımlanan bu kitapta verilen bilgiler, arkeologlara yol gösterici
oldu.

Fransa'nın
Osmanlı İmparatorluğu'ndaki elçisi Marquis de Moustier'in akrabası olan
A. de Moustier, 1862 yılında İstanbul'dan başlayarak, Marmara bölgesi ve

Kuzey Ege'nin çeşitli görüntülerini çekti. Bu fotoğraflar, gravür tekniği ile hazırlanarak, 1864'de Le Tour de Monde adlı 15 ciltlik kitabın içinde yayımlandı.
Felix
Bonfils (1831-1885) ve oğlu Adrien Bonfils'in (1861-1929) Beyrut'ta
fotoğraf stüdyoları vardı. Baba-oğul, İstanbul ve Anadolu yarımadasının
fotoğraflarını da çektiler.

Askeri öğrenimde üç boyutlu eşyanın doğru görüntüsünü yakalayabilmek amacı ile, Batı tarzında ilk resim dersleri Mühendishane-i Berri-i Hümayun'un
18. yüzyılda programına alınmıştı. 19. Yüzyılda fotoğraf derslerinin
eklendiği bu okulda öğretmenliği, ressam sınıfından mezun olan
öğrenciler yaptılar. Sultan II. Abdülhamid'in de tüm olayların
fotoğraflarını onlara çektirerek izlediği Mühendishane ve diğer askeri
okul öğrencileri arasında; Yüzbaşı Hüsnü (1844-1896), Bahriyeli Ali
Sami, Servili Ahmed Emin (1845-1892), Ali Rıza Paşa (?-1907), Ali Sami
Aközer (1866-1936) gibi isimler vardı.

Gazete
fotoğrafçılığı anlayışının öncülüğünü, 1840 yılında Osmanlı
darphanesinde şef desinatör olarak çalışmaya başlayan James Robertson
(1813-1888), Kırım Savaşı sonlarının, 1855 yılında çektiği fotoğrafları
ile yaptı.

İmparatorlukta
yerleşik stüdyolar da açılmaya başladı.Bu stüdyoların sahipleri, çevre
görüntülerinin yanısıra, portre çekimlerine de yer verdiler. Bu ilk
portreler, o güne kadar görüntülemek için kullanılan resim sanatındaki
genel eğilimleri yansıtıyor gibiydiler. �evre görüntüleriyse,
gravürlerdeki ana konuları içermekteydi.

Carlo
Naya (1816-1882), İtalya'dan Pera'ya gelip yerleşen ilk
fotoğrafçılardan oldu. 1845 yılında İstanbul'da başlayan çalışmalarını
günün gazetelerine verdiği ilanlarla da duyurdu. Stüdyosu, Grande rue
de Pera'da, Rus elçiliğinin karşısındaydı. �alışmalarını 1857 yılına
kadar burada sürdürdü.

Osmanlı
halkından Basile Kargopoulo, fotoğraf stüdyosunu 1850'de Pera'da açtı.
�zellikle İstanbul şehir panoraması ve şehir belgelemeciliğinde etkin
bir rol oynayan Basile Kargopoulo'nun fotoğrafhanesinde, süslenme
heveslisi ayak takımı gençlerin kıyafet değiştirerek, fotoğraf
çektirmeleri için, geniş bir gardrobu vardı.

1848'de
Osmanlı İmparatorluğu'na sığınan Macar mültecilerinden Raif Efendi,
1854 yıllarında İstanbul'da �emberlitaş'ta fotoğrafla uğraşmaya başladı.

Alman kimyager Rabach, 1856'da Beyazıt'ta bir stüdyo açtı.
Pascal Sebah, 1857'de El Chark
adı ile açtığı stüdyosunda, yerel giysileri içinde dönemin Osmanlı
tiplerini çekti. 1888'de Policarpe Joaillier'nin de katılması ile
stüdyonun adı Sebah&Joaillier olarak değiştirildi.

1867
yılında Beyazıt'ta bir stüdyo açan Nikolai Andreomenos (1850-1929),
otuz yıla yakın burada çalıştıktan sonra, Pera'da da bir şube açtı.
Andreomenos'un Sultan II. Abdülhamid'den iki madalyası vardı.

İsveçli
Guillaume Berggren (1835-1920), bir gemi yolculuğu sırasında uğradığı
İstanbul limanında karaya çıkınca, yolculuğunun devamından vazgeçti.
Doğu'nun bu gizemli şehrini gördüğü anda burada kalmaya karar vermişti.
1870'li yılların başında Pera'da bir stüdyo açan Berggren, İstanbul'un
en güzel görüntülerini usta tekniği ve kompozisyon anlayışı ile
belgeledi.

Pera'lı fotoğrafçılardan Gülmez Kardeşler, özellikle portreler ve İstanbul'un kırsal görüntülerinin fotoğrafçılarıydılar.
Ünlü
Pera fotoğrafçıları içinde Bogos Tarkulyan (?-1940), fotoğrafçılığının
yanısıra portre ressamlığı konusunda da çalışmalar yapmaktaydı. Foto
Phebus'ün sahibi olan Tarkulyan, daha sonra fotoğrafhanesinin adı ile
kendi adı birleştirilerek "Febüs Efendi" diye çağırılmaya başlandı.

Tüm
bu fotoğrafçılara teknik donanımı sağlayan, fotoğrafın ticareti ile
uğraşan, fotoğraf malzemeleri ithal eden en büyük firmalar; Onnik
Diraduryan, Caracache Biraderler ve Nadir Fotoğrafhanesi'nin sahibi G.
Paboudjian'dı.

_________________
[center:8e29][img:8e29]https://redcdn.net/ihimizer/img196/4084/tasarmreklamidleacemifo.jpg[/img:8e29]

[color:8e29=blue]
[font:8e29=Comic Sans Ms]
[size=18:8e29][b:8e29]Her Türlü Tema Logo Banner Avatar İmza Yapımlarınız İçin Ulaşınız...

nrllh.celik@hotmail.com[/b:8e29][/size:8e29][/font:8e29][/color:8e29][/center:8e29]


En son [-İDLE-] tarafından Perş. Tem. 16, 2009 12:17 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
[-İDLE-]
Administrator
Administrator
avatar
Cinsiyet: Erkek
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 07/06/08
Mesaj Sayısı : 4208
Nereden : Ankara
Lakap : WeBmAsTeR
Kullanıcı profilini gör http://acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 5:53 pm

Fotoğraf Tarihine Kısa Bir Bakış



İlk fotograf, Joseph Nicephore Niepce'in penceresinden görünüm, 1827
965-1038
Karanlık Kutuyu (Camera Obscura) ilk kullanan, ortaçağda güneştutulması
sırasında güneş ışınlarını incelemek isteyen zamanının ünlü optik
bilgini Basralı el-Hasan'dır.
Roger Bacon, 13.yüzyıl Arap yazmalarından öğrendiği "Karanlık Kutunun" ayrıntılı bir tanımını yapmış. 1460-1472
döneminde Leon Battista Alberti ve Leonardo da Vinci de Karanlık Kutu
dan yararlanarak cisimlerin görüntülerini yansıtmayı başarmışlardır.
1553
Giovanni Battista Della Porta "Magiea Naturalis Libri IV" adlı eserinde
Karanlık Kutuyu etraflıca anlatmıştır.(Bu yüzden Karanlık Kutunun ilk
mucidi sayılır)
1568'de
Danillo Barbaro, karanlık kutunun ışık gören deliğine bir mercek
yerleştirmiş ve görüntü kalitesini belirgin bir biçimde artırmıştır.



Bir çok değişiklikler sonrasında; Gerekli yerlere yerleştirilen ayna ve
mercek sistemiyle Karanlık Kutuya bir resim masası niteliği
kazandırılmış ve saydam yüzeyinde meydana gelen görüntülerin
çizilmesinde kullanılmıştır. Daha sonraları görüntülerin kağıt üzerine
elle çizilmesi yerine bu tür zorlukları ortadan kaldıracak tespitler
aranmaya başlanmıştır.



1727'de Johann Heinrich Schulze gümüş tuzlarının ışığa tutulunca değişikliğe uğramasının nedeninin ışık olduğunu açıkladı.

1777'lerde Scheele, mavi ve mor ışınların kırmızı ışınlardan daha etkin oldukların kanıtladı.



1780 Johan Kaspar LAVATER'in Silüet Makinası.



Bu geçen sürede ışığın etkisiyle, duyarlı maddeler üzerinde görüntüleri tespit etmek konusunda bir çok denemeler yapıldı.



1813'de Joseph Nicepore Niepce ışığa duyarlı bir levha üzerinde, kalıcı görüntüler elde etmeyi başardı.



1826'da Joseph Nicephore Niepce aynı işlemi Karanlık Kutuya da
uyguladı. 1829'da kendisi gibi Karanlık Kutu da meydana gelen
görüntüleri tespit etme yolları üzerinde çalışan Louis-Jacques-Mande
Daguerre ile birleşerek bir ortaklık kurdu.

1837'de fizik bilgini Francois Arago tarafından
Daguerre'in metodunun (Daguerrotype) esası, bir gümüş levhayı, iyot
buharına tutarak, üzerinde bir gümüş iyödür tabakası elde etmek ve bu
levhayı karanlık kutuda uzun süre ışığa tuttuktan sonra, civa buharıyla
tutarak banyo yaptırmaktan ibaret olduğunu açıkladı. Daguerrotype
metodunda kopyası elde edilen tek kopya göeüntü aynadaki görüntünün
tersiydi.
1839 ve
1840'larda William Hanry Fox-Talbot gümüş tuzlarına batırılmış bir
kağıt kullanarak elde edilen negatif görüntülerden, yine aynı usulle
hazırlanmış kağıtlara istenilen sayıda pozitif fotograf basmayı
başarmıştır.
1847
Albumin, 1851 Kollodyum ve 1873 Jelatin usulleri duyartabakayı bir cam
levha üzerine dayandırdılar ve kağıt yerine de saydam ince bir film
kullandılar.
1888'de
John Curbult gerçek anlamda (selüloit levha üzerine ışığa duyarlı madde
kaplanmış) ilk fotograf filmini hayata geçirdi. Bunu takip eden
yıllarda George Eastman
roll film kullanan yeni bir kamera tasarladı. 1895 Lumiere kardeşler saniyede 16 kare gösterim kapasitesine sahip sinema makinasını tanıttılar.
_________________
[center:8e29][img:8e29]https://redcdn.net/ihimizer/img196/4084/tasarmreklamidleacemifo.jpg[/img:8e29]

[color:8e29=blue]
[font:8e29=Comic Sans Ms]
[size=18:8e29][b:8e29]Her Türlü Tema Logo Banner Avatar İmza Yapımlarınız İçin Ulaşınız...

nrllh.celik@hotmail.com[/b:8e29][/size:8e29][/font:8e29][/color:8e29][/center:8e29]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
[-İDLE-]
Administrator
Administrator
avatar
Cinsiyet: Erkek
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 07/06/08
Mesaj Sayısı : 4208
Nereden : Ankara
Lakap : WeBmAsTeR
Kullanıcı profilini gör http://acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 5:54 pm

İLk FotoğrafLar



Avrupa stili taşınabilir fotograf makinası ve karanlık oda çadırı ile çekime giden fotografçı, 1877



Avrupa stili taşınabilir Karanlık oda çadırı ve çekim anı, 1877



Louis Jacques Mande DAGUERRE, Still Life, 1837



Louis Jacques Mande DAGUERRE, Boulevard du Temple, Paris, 1838



William Henry Fox TALBOT, Botanikle ilgili ilk fotograflardan, 1839



Hippolyte BAYARD, Self Portrait Boğulmuş adam, 1840



Hippolyte BAYARD, Excavation for rue Tholoze, 1842



Unknown PHOTOGRAPHER, Jabez Hogg Porte çekerken, 1843



William Hanry Fox TALBOT, The open door, 1843



William Henry Fox TALBOT, The Nelson Column, Trafalgar Square, 1843



William and Fredeick LANGENHEIM, Girard Bank, 1844



John PLUMBE, Capitol Building, Washington, 1845



Gustav OEHME, Üç genç kız portesi, 1845



Jean Baptiste LOUIS GROS, Köprü ve Botlar Thames nehri, 1851

_________________
[center:8e29][img:8e29]https://redcdn.net/ihimizer/img196/4084/tasarmreklamidleacemifo.jpg[/img:8e29]

[color:8e29=blue]
[font:8e29=Comic Sans Ms]
[size=18:8e29][b:8e29]Her Türlü Tema Logo Banner Avatar İmza Yapımlarınız İçin Ulaşınız...

nrllh.celik@hotmail.com[/b:8e29][/size:8e29][/font:8e29][/color:8e29][/center:8e29]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
[-İDLE-]
Administrator
Administrator
avatar
Cinsiyet: Erkek
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 07/06/08
Mesaj Sayısı : 4208
Nereden : Ankara
Lakap : WeBmAsTeR
Kullanıcı profilini gör http://acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 5:54 pm

MakineLer

Fotograf makinaları genelde aynı
amaca, yani birşeyleri görüntülemeye hizmet ederler. Bu yüzden çeşitli
sınıflandırmalara sokularak anlatılmıştır. Büyüklüklerine, bakaç
sistemlerine, kullanım alanlarına, kullandıkları filmlere göre özel
amaçlı sınıflandırmalara tabi tutulmuşlardır.

Temelde bütün makinalarda ortak olanlar.

  • Işık geçirmeyen bir ortam,
  • Görüntüleri üzerine kaydedecek, ışığa duyarlı filmi tutacak bir düzlem,
  • Film üzerine düşen görüntünün bozulmasını engelleyecek bir mercek sistemi,
  • Işığa duyarlı film üzerine düşecek ışığın süre ve şiddetini kontrol edecek bir mekanizmadır.
Kompakt Kamera



Objektiften bağımsız görüşü olan vizörleri objektifin yanına
veya üstüne yerleştirilmiştir. 135 veya 110 tip olarak iki formatta
film kullanırlar. 110 film kullanan kameralar çok küçük ve kolay
taşınırlar. 135 tipler ise aynı formatta SLR kameralardan daha küçük
bir gövde ve objektife sahiptirler. Prizmaları yoktur. Görüntü doğrudan
film üzerine geldiği; objektiften giren ışığın, prizma yardımı ile
vizörden görülmediği bu kameralarda paralaks hatası olur.



İleri derecede otomatik olduklarından, özellikle geniş açı gerektiren
çekimlerde çok iyi sonuçlar alınır. Kompozisyon olanakları sınırlıdır.
Alan derinliği veya objektife takılan filtrelerin etkisi görülmez. Çok
pahalı modelleri hariç SLR'lere oranla objektif bulmak zordur. Kompakt
kameraların kendi üzerlerindeki objektifler genellikle standart
objektif olup odak uzaklığı kısadır. Yakın çekimlerde bozulmaya neden
olurlar.



Paralaks hatası : Vizörden görülen görüntü ile film üzerine düşen görüntünün tam olarak üst üste çakışmamasıdır.

35mm SLR (Single Lens Reflex) Kamera



Tek objektifli, görüntüyü ayna yardımıyla yansıtan (single lens
reflex/SLR) refleks kameralardır. En kullanışlı kamera tipi olan tek
objektifli ve refleks SLR'lerin çoğunluğu 135 mm formatta olmasına
rağmen 120(Roll film) ve 110 formatta film kullanan modelleride
bulunabilmektedir. Bütün SLR'lerde objektiften filme ulaşan görüntü tam
olarak görülebilir. Paralaks hatası yok denecek kadar azdır.



SLR'lerin
en önemli özelliği kompozisyon oluşturma ve pozlamanın görerek
yapılabilmesidir. Çok büyük odak uzaklığına sahip tele objektiflerden
balık gözü objektiflere kadar çok çeşitli aksesuarlar kullanılabilir,
deniz altında çekim yapmayı sağlayacak parçalar takılabilir uzaktan
kumanda edilebilir, odak uzaklığını artıran ek parçalar ve körükler çok
kolay bir şekilde objektif ve gövde arkasına eklenebilir. SLR'leri
mikroskoplara da bağlamak mümkündür.



SLR makinalarda objektiften giren görüntünün ayna vasıtası ile prizmadan yansıyarak vizöre ulaşma prensibi.

Anında Görüntü Veren Kameralar (Polaroid)



Anında görüntü veren kameralar da pozlamadan bir kaç dakika
sonra fotograf baskısı oluşur. Vizör sistemleri kompakt kameralardaki
gibidir ama film boyutu daha büyüktür. Elde edilen film daha sonra
büyütülemez. Her kare film çekildikten sonra makina içindeki
silindirler arasından görüntüyü pozitif olacak şekildeki kimyasal
maddeyi filmler arasında yayarak dışarı çıkarır. Çok büyük oluşları,
kullanılan filmin pahalı ve çoğaltılamaz oluşları olumsuz yönleridir.
Ama anında görüntü veren filmleri kullandıkları için banyo süresini
beklemek istemeyen veya hiçbir teknik bilgisi olmayan amatörlerin
yanında büyük format çalışan profesyonel fotografcılar için ışık ve
kompozisyon kontrolü amacıyla kullanılabilir.

Roll film kullanan SLR (Single Lens Reflex) Kamera



Roll (120 tip - 4.5X6cm, 6X6cm, 6X7 cm boyutlarında) film kullanan
tek veya çift objektifli refleks kameralardır. SLR'lerde farkları
prizmanın buzlu cam üzerine yerleştirilmiş olmasıdır. Objektifleri ve
film taşıyıcı magazinleri değişebilir özelliklerine sahiptir. Büyük
film kullanması (büyük filmler daha fazla detay verir) ve değişebilen
film taşıma sistemleri en önemli avantajlarındandır. Çekimlerde büyük
kolaylık sağlar . Magazinler kolaylıkla takılıp çıkarılabilirler. Bu
değişim sırasında filmin ışık almasını önleyecek metal sürgülü bir
levha kullanılır. Yedek magazinlere Siyah/Beyaz, Renkli, Siyah/Beyaz
Saydam, Renkli Saydam veya Polaroid filmlerin yerleştirilmesi ve
değiştirilmesi sırasında kolaylık sağlar.

120 TLR (Twin Lens Reflex) Kamera



Tek objektifli kameralardan daha basit makanik yapıya sahip
olan TLR (iki objektifli refleks) kameralardır. Ön panele
yerleştirilmiş iki objektif birlikte hareket ederler. Üsteki objektif
görüntüyü görmek ve netlemek içindir. Alttaki objektif in arkasındaki
yaprak obtüratör deklanşöre basıldığında açılarak ışığın film düzlemi
üzerine düşmesini sağlar.
TLR makinalar
çok ucuzdurlar. Pozlama sırasında görüntü alınmasına olanak tanırlar.
Hareketli parçaları daha az olduğundan SLR'lerden daha sessizdirler.
Kötü tarafı paralaks hatası, vizörden ters görüntü vermesi ve TTL
(Objektiften giren ışık) ölçümü yapılamadığından problem çıkarır.





Plan (Sheet) Film Kullanan Kameralar






View kamera olarak da
bilinen plan (sheet - 10X12.5cm(4X5 inç), 12.5X18cm (5X7inç),
20X25cm(8X10)inç) film kullanan kameralardır. Bir ray sistemi veya bir
taban üzerine yerleştirilirler. Raylı tipler mutlaka ayak üzerinde
kullanılmak zorundadır. Objektifin takılı olduğu paneli, buzlu cam, ve
körük ray üzerinde hareket eder.Objektif ve buzlu cam arasındaki
uzaklığı değiştirerek netleme yapılır. Metal veya ahşap bir taban
üzerine yerleştirilmiş olanları buzlu camın bulunduğu panelin sabit
oluşu dışında raylı tipteki makinalarla aynı mantıkla çalışır.

_________________
[center:8e29][img:8e29]https://redcdn.net/ihimizer/img196/4084/tasarmreklamidleacemifo.jpg[/img:8e29]

[color:8e29=blue]
[font:8e29=Comic Sans Ms]
[size=18:8e29][b:8e29]Her Türlü Tema Logo Banner Avatar İmza Yapımlarınız İçin Ulaşınız...

nrllh.celik@hotmail.com[/b:8e29][/size:8e29][/font:8e29][/color:8e29][/center:8e29]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
[-İDLE-]
Administrator
Administrator
avatar
Cinsiyet: Erkek
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 07/06/08
Mesaj Sayısı : 4208
Nereden : Ankara
Lakap : WeBmAsTeR
Kullanıcı profilini gör http://acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 5:55 pm

Fotoğraf MakineLerinin ParçaLarı

OBJEKTİF

Çekilecek nesneden gelen ışıkları toplayarak ışığa duyarlı film üzerine
net düşmelerini saylayan mercekler topluluğudur.� Fotograf makinasının
en önemli parçasıdır.
Bir
objektifin standart görüş açısı verebilmesi için görüntü düzleminden
belirli uzaklıkta bulunması gerekir. İşte objektifin optik merkezinin
görüntü düzlemine olan uzaklığına ODAK UZAKLIĞI adı verilir.
Görüntü
düzlemindeki görüntü karesinin boyutuna göre objektif odak uzaklığı da
değişir. Örnek verecek olursak ; Görüntü boyutu 24X36mm boyutunda olan
makineler için normal objektifiin odak uzunluğu 50mm civarındadır.
Görüntü boyutu 6X6cm olan makineler için 70-80mm odak uzunluğu
objektıfler normal bir görüş açısı (45º-50º) verirler.
Kullanılan filmin çapraz köşeleri arası boyutu o görüntüyü veren makine için normal objektifin odak uzunluğunu verir. IŞIK GEÇİRGENLİĞİ / AYDINLANMA İNDİSİ
Objektifin en geniş diyafram açıklığında ışığı geçirme miktarıdır.
Biraz sonra 1:1.4, 1:2.8, 1:3.5, gibi sayılardan bahsedeceğiz bu
sayılar objektifin üzerinde yazılı olan objektifin ışığı geçirme
miktarıdır. Işık geçirgenliği objektif odak uzunluğunun objektif çapına
oranıdır. Bir objektifin ışık geçirgenliğinin büyük olması ışığın az
olan nesnelerin çekimini kolaylaştırır.
Örneğin
odak uzunluğu 100mm olan bir objektifin ışık geçirgenliği 2.8 ise
objektif çapı 100/2,8=35mm'dir. Bir objektifin ışık geçirgenliğinin
büyük olaması o objektifin ışığa karşı daha duyarlı olmasını sağlar.
Işık geçirgenliğinin fazla olması o objektifin kötü ışık koşullarında
çekim yapabilme,dar alan derinliği elde etme veya yüksek örtücü
(obtüratör-enstantane) hızlarına çıkabilme özelliklerini artırır. Işık
geçirgenliği yüksek olan objektiflere "hızlı objektif" denir.
Işık
geçirgenliğinin en iyi değeri 1:1 dir yani objektifin odak uzunluğu ile
çapının birbirine eşit olması durumudur. Genel kullanımlar için 12 -
1.7 arası açıklıklar uygundur. Manzara çekimlerinde 1:2 - 1:2.8 arası
açıklıklar tercih edilirler.
Portre
çekimleri için 1:3.5 - 1:5.6 arası açıklıklar tercih edilir. Işık
geçirgenliği yüksek olan objektifler (1:1.2 - 1:1.4) az ışıklı konular
için uygundur.


ÇÖZME GÜCÜ

Çizgi ayırma gücü de denir. Bir milimetrelik bir aralıktaki çizgi
ayırma gücünü gösterir. Yani 1 mm'lik şerit içine en çok çizgiyi net
olarak tespit eden objektifin çözme güçü çok üstündür diyebiliriz.


ALAN DERİNLİĞİ
Objektifin
netlediği yerin önünde ve arkasında net olarak görünen mesafedir. Az
açık diyafram (f:16 f:22 vb.) değerlerinde çekilen fotograflarda alan
derinliği fazladır. Yani fotografta net olan kısımlar daha çoktur.
Geniş açılı objektifler dar açılı objektiflere göre daha büyük alan
derinliği mesafesine sahiptir.


KESKİNLİK
Birbirine
yakın bölgelerdeki kontrastın yüksekliği görüntü kalitesinini artırır.
Fotograftaki farklı renkler arası geçişin gerçekleştiği yerlerin keskin
bir şekilde olması şeklinde açıklanabilir. Bu keskinliği ışık
geçirgenliğinin yüksek olması sağlar


BALIKGÖZÜ OBJEKTİF




Görüş açısı aşağıdaki objektiflerden en geniş olan objektiflerdir.
Balık gözü objektiflerde dikey ve yatay çizgiler anarmol şekilde
bozulmalara (distorsiyon) uğrar. Kullanım alanları sınırlı olmakla
beraber yaratıcı görüntüler elde etmek için kullanılırlar.


6mm-16mm arasında kalan objektifler balık gözü objektifleridir.

GENİŞ AÇILI OBJEKTİF




Görüş açısı normal objektiflerden daha geniş olan objektiflerdir. Alan
derinlikleri fazladır. Özellikle çok dar alanlarda çalışırken en geniş
görüntüyü elde etmek için kullanılırlar. Odak uzunluğu küçüldükçe
kenarlara doğru bozulmalar (distorsiyon) artar.


17mm- 28mm arasında kalan objectifler geniş açılı objectiflerdir.

NORMAL OBJEKTİF



Görüş açısı insan gözünün görebildiği açıya yakın olan objektiflerdir.


  • 24x36mm olan 35mm film alan makinalar için 50mm�lik objektif,
  • 6x6cm alan makinalar için 75mm-80mm�lik objectif,
  • 6x9cm alan makinalar için 150mm�lik objektifler normal objectiflerdir.
MAKRO OBJEKTİF




50mm, 100mm,125mm sabit açılı objektiflerdir. Konuya 1/1 ile 1/10 gibi
oranlarda çok yakın çekimler için kullanılır. Doğa fotografcıları için
vazgeçilmez bir parça olup herzaman yanlarında bulundurmasında yarar
vardır.


DAR AÇILI / TELE OBJEKTİFLER




Görüş açısı normal objectiflerden daha dar olan objectiflerdir. Fazla
yakınlaşılamayan portre, spor veya doğa gibi konuların çekimlerinde
kullanılır.


100mm, 200mm, 300mm, 400mm, ve benzeri objectifler dar açılı objectiflerdir.

500mm ve üzeri objektifler genellikle aynalı objektiflerdir.

DEĞİŞKEN ODAKLI / ZOOM OBJEKTİF




Görüş açısı değişebilen objektiflerdir. Sabit objektiflere göre daha
kolay çerçeveleme yapılmasını sağlayarak objektif değiştirmeyi en aza
indirir.
28-70mm, 28-210mm, 35-70mm,100-300mm,100-400mm ve benzeri aralıklar içinde görüş açısı değişebilen objektiflerdir. Genel de konu çerçevelemesine kolaylık sağladığı veya objektif değiştirmeyi azalttığı için kullanılırlar. Sabit objektiflere göre kullanılan mercek sayısının fazla oluşu görüntü kalitesinde az da olsa kayıplara neden olur. Optik
zoom : Fotografı oluşturan her bir nokta(piksel) tek olarak ifade
edilir. Bu da fotografın net ve kontrastlı olmasını sağlar.
sAYISAL
(Digital) zoom : Optik lenslerde her bir nokta tek ifade edilmesine
karşın sayısal lenslerde optik lenslerin oluşturduğu tek noktaların
birleştirilerek kümeleştirilir. Kümelere büyütme oranı uygulanarak
noktalar tekrar oluşturulur. Bu yöntemle elde edilen fotograflarda
netlik ve kontrast yani keskinlik bozulur.


AYNALI OBJEKTİF




Görüş açısı değişmeyen 500mm ve üstü objektiflere denir. Fazla
yaklaşılamayan spor, doğa gibi konuların çekiminde veya "perspektif
yığılma" etkisi elde etmek amacıyla da kullanılır. Ana derinliğinin çok
dar ve ışık geçirgenliğinin (1:8, 1:11) olması yanında çok hantal
olmaları çekim sırasında sallanmaya karşın sehpa kullanılmasının
zorunluluğu kötü taraflarıdır


ÖRTÜCÜ / OBTÜRATÖR / ENSTANTANE

Film
düzlemi üzerine düşecek "ışığın süresini" yani "poz süresini"
denetleyerek filmin önünü kapatan sistemdir. Deklanşöre basıldığında bu
perde açılır ve daha önce belirtilmiş obtüratör hızı süresince açık
kalır.
Standart
enstantane değerleri 1/1, 1/2, 1/4, 1/8, !/15 1/30, 1/60, 1/125, 1/250,
1/500, 1/1000, 1/2000 şeklinde bir dizi oluşturur. Bu değerler 1
saniyeden başlayarak saniyenin 1/2 si; 1/4 ü; 1/8 i gibi daha az
sürelerde obtüratörün açılıp kapanmasını ifade eder.Bu dizide sağa
doğru gidildikçe her stop değeri bir öncekinin yarısı kadardır.Bu
diziye ek olarak B(Bulb) eklenebilir. Makina bu konumdayken deklanşöre
basıldığı sürece obtüratör açık kalacak ve film düzlemi üzerine ışık
düşecektir.
Enstantane
değeri sayısal olarak azalırken obtüratör hızı artar.Tam tersi
enstantane değeri sayısal olarak artarken obtüratör hızı yavaşlar


Merkez Örtücüler



Mekanik olarak tetikleyen yaylı yapraklar, objektiften bağımsız gören
kameralarda bulunur. Deklanşöre basıldığında yapraklar açılır ve ışığın
girmesini sağlar.


Yaprak Örtücüler




Birbiri üzerinde kayabilen çelik yapraklar sayesinde dairesel dönme
hareketi sonucu açılıp film düzlemine ışık girmesini, kapanarak ışık
girmesini engelleyerek sessiz ve titreşimsiz çalışırlar.


Perdeli Örtücüler




Yatay hareketli bez veya dikey hareketli çelik perdelerden
oluşur.Örtücü düğmesine basıldığı anda ilk perde hareket ederek filmin
önünü açar ve film düzlemine ışık girmesini sağladıktan sonra ikinci
perde birincinin üzerine kapanarak ışığın girmesini engelleyerek
çalışırlar.


DİYAFRAM
Öncelikle
nesnenin film düzlemi üzerinde tespit edilmesi için gerekli "ışık
miktarını" ve "alan derinliğini" denetleyen sistemdir.Objektif üzerinde
merceklerin arasında yer alır. Kısılıp açılarak film düzlemi üzerine
gelen ışığın miktarını ayarlar. Diyafram göz bebeği gibi çalışır. Yani
fazla ışıklı ortamda göz bebeklerimizin kısılması, az ışığın yetersiz
olduğu zamanlarda göz bebeklerimizin açılması.

Diyafram açıklıkları

f değerleri ile gösterilirler. Standart diyafram açıklıkları f:1.2 -
f1.4 - f1.8 - f2 - f2.8 - f4 - f5.6 - f8 - f11 - f16 - f22 - f32
şeklinde bir dizi oluşturur. Bu diziden sağa doğru gidildikçe diyafram
açıklığı alan olarak her seferinde yarıya düşer. f:5.6 diyafram
açıklığı f:4 diyafram açıklığının geçirdiği ışığın yarısın geçirir. En
büyük f sayısı en küçük açıklığı, en küçük f sayısı en büyük diyafram
açıklığını gösterir.
Diyafram
açıklığı sadece film düzlemi üzerine düşecek ışık miktarının
belirlemekle kalmayıp aynı zamanda çekilen konunun önünde ve arkasında
ne kadar net alan derinliğinin kalacağınıda belirler.
BAKAÇ / VİZÖR
Film
düzleminde oluşacak görüntüyü izlememizi sağlayan sistemdir. Çoğu
makinelerde odaklamayı kolaylaştırıcı telemetre, kırık görüntü,
mikroprizma gibi sistemler bakaç içerisinde yer alır ve ışık ölçümü,
ışıklama, pil kontrolu gibi işlemler bakaçtan izlenerek yapılır.

FİLM HIZI AYAR SİSTEMİ
Söz konusu makinada kullanılacak film hızının makinaya bildirildiği yerdir.
DEKLANŞÖR
Bütün ayarlamalardan sonra fotografın çekimini makinaya bildiren düğmedir.
DEKLANŞÖR KİLİDİ
Deklanşör'e
bağlanarak deklanşör düğmesinin daha rahat bir şekilde basılmasını ve
uzun enstantane çekimlerinde makinanın sallanmaması için kullanılan
kablolu bir sitemdir.

ALAN DERİNLİĞİ DÜĞMESİ
Net alan derinliğinin görülmesini saylayan sistemdir.
FİLM SARMA KOLU
Makina içindeki çekilmemiş filmi çekim gerçekleştirildikten sonra çekilmiş film bölümüne saran sistemdir.
IŞIKÖLÇER
Işığa
duyarlı elemanları sayesinde ışık şiddetini ölçüp örtücü hızı ve
diyafram açıklığı cinsinden bildiren aletlerdir. Işıkölçerler makinadan
bağımsız olabilir veya fotograf makinasının içine yerleştirilmiş
olabilirler. Bu tür ışık ölçümüne objektif içinden ölçüm veya TTL ölçüm
de denir.


_________________
[center:8e29][img:8e29]https://redcdn.net/ihimizer/img196/4084/tasarmreklamidleacemifo.jpg[/img:8e29]

[color:8e29=blue]
[font:8e29=Comic Sans Ms]
[size=18:8e29][b:8e29]Her Türlü Tema Logo Banner Avatar İmza Yapımlarınız İçin Ulaşınız...

nrllh.celik@hotmail.com[/b:8e29][/size:8e29][/font:8e29][/color:8e29][/center:8e29]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
KaranLık
Co-Admin
Co-Admin
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 12/02/09
Mesaj Sayısı : 5386
Nereden : DüşLerin İçinden
Lakap : (Küb)
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 6:00 pm

FiLmLer


Objektif içinden geçen ışık hüzmelerinden oluşan görüntünün elde edilebilmesi için ; Saydam bir yüzeye sahip. Üzerine Gümüş bromür Gümüş klorür Gümüş iyodür gibi ışığa duyarlı bileşiklerden sürülmüş maddedir. Bunlar pozlandırılmış alan içerisinde aydınlık ve karanlık bölgelerin farkını ortaya çıkaracak kimyasallarla banyo edilirler.

Filmlerin Sınıflandırması Boyutlarına Göre Film boyutları büyüdükçe fotograf baskılarında ve görüntülerinde keskinlik artar. Film boyutları küçüldükçe baskılarda ve görüntülerde keskinlik azalır. Büyük 10x125 cm 20x25 cm ve daha büyük boy filmlerdir. Orta Roll fimler yani 45 veya 6cm genişliğinde 80cm uzunluğunda şerit halindeki filmlerdir. Küçük 18x24 mm veya 24x36 mm boyutlarındaki filmlerdir. Minyatür C110 denilen filmler minyatür filmler sınıfına girer. Hızlarına Göre Film hızları arttıkça; Işık ihtiyacı azalır. Pozlama süresi azalır. Fotografı oluşturan en küçük nokta yani grenler büyür. Grenlerin büyük olması fotografın baskısında keskinliğin azalmasına neden olur. Fim hızları azaldıkça; Işık ihtiyacı artar. Pozlama süresi uzar. Grenler küçülür. Yavaş (16-40 ASA* ) Poz süresi uzundur. Film üzerinde fotografı oluşturan gerenleri çok küçük olduğundan baskılarda yüksek keskinlik verirler . Işık sorunu olmayan yerlerde veya durağan konuların çekimlerinde kullanılırlar. Orta Hızlı ( 50-100 ASA* ) En çok kullanılan film hızıdır. Normal bir görüntü ve keskinlik verirler. Daha çok dış çekimlerde durağan veya az hareketli konular için uygundur. Hareketli konuların çekimlerinde veya uygun ışık koşullarının olmadığı zamanlarda kullanılırlar. İri grenli olduklarından bu filmden yapılan baskıların keskinliği azalır. Manzara veya portre konularında daha sık kullanılır Çok Hızlı ( 800-3200 ASA* ) Çok hareketli konuların veya gece fotograflarının çekimlerinde kullanılır. Grenleri çok iri olduğundan bu tür filmlerden üretilen baskıların keskinliği daha da azalır. Yeterince aydınlanmamis kapalı mekan çekimlerinde kullanılır. ASA değerleri aritmetik dizi özelliği gösterir. 100 ASA'lık bir film 50 ASA'lı filmden iki katı daha duyarlıdır.
ASA*
12
50 64 100 160 400 800
DIN*
12 18 19 21 23 27 30
(*) DIN (Alman Standartlar Entitüsü tarafından belirlenmiş film hız birimidir) DIN değerleri her üç birimde bir çift artar. 24 DIN'lik bir film 21 DIN'lik filmden iki katı daha duyarlıdır. Siyah Beyaz Filmler Esnemeyen birçok taban üzerine kaplanmış gümüş bileşiklerinden oluşur. 1mm² bir milyon kristal (gren) bulunur. Kaplama üzerindeki ince jelatin gümüş bileşiklerinin zarar görmemesini ve filmin banyo ve kurutma sırasında kıvrılmasını önler. Elde edilen negatif filmden pozitif bir görüntü elde edebilmek için negatif siyah-beyaz kağıda baskıları yapılır. Renkli Negatif Filmler Bütün renkli filmlerde üç fonksiyonel ışığa duyarlı bileşik tabakadan meydana gelir. Her tabaka bir ana renge karşı hassastır. Bu tabakaların üstten itibaren sırası: mavi yeşil ve kırmızıdır. Mavi ışığın yeşil ve kırmızıya duyarlı diğer tabakalara etki etmemesi için maviye duyarlı tabakanın altına bir sarı filtre tabakası konmuştur. Bu tabaka geliştirme işleminden sonra saydam hale gelir. Amacı beyaz ışıktan maviyi çıkararak alttaki tabakaları etkilemesini önlemektir. Renkli filmlerde her bileşik tabakası ışığa duyarlılığı sağlayan gümüş bileşikleri içerirler. Geliştirme banyosunda meydana gelen boyama maddeleri her bileşiği kendi karakterine uygun boyar. Daha sonra gümüş bileşikleri filmden temizlendikten sonra geriye sadece boyama maddeleri kalır. Eğer banyo işlemlerinden sonra negatif tabakaları ayırabilseydik. En üste maviye duyarlı tabakada orjinali mavi olan yerler sarı yeşile duyarlı olan tabakada orjinali yeşil yerler megenta kırmızıya duyarlı tabakada orjinali kırmızı yerler cyan olarak görünürdü. Renkli Pozitif Filmler Renkli pozitif filmler projeksiyon veya direkt baskı amaçlı kullanılırlar. Pozitif görüntü oluşumu için film önce Siyah Beyaz geliştiricide yıkanır daha sonra renklerin oluşması için ikinci banyo da yıkanır. Siyah Beyaz Pozitif Filmler Renkli pozitif filmler gibi kullanılır. Film bileşikleri Renkli negatif filmlerdekine benzer olup sadece siyah-beyaz ve tonlarını ortaya çıkaracak bileşiklerden oluşmuştur. Siyah beyaz fotografı seven ve baskısını yapamayan kişiler tarafından kullanılır. Ama henüz kendine renkli negatif filmler gibi bir yer bulamamıştır. Polaroid Filmler Anında görüntü veren üç renge duyarlı bileşik taşıyan filmlerin her birinde boya hazır olarak kart üzerinde bulunmaktadır. İşleme polaroid film kullanan makinada pozlandırma ile başlanır. Film kameranın altında görünen ucundan çektiğinizde pozlandırdığımız kısım ile boya taşıyıcı kağıt silindirler arasından geçerek kesedeki kimyasal araya homojen olarak yayılır ve yüzyüze gelerek dışarı çıkarlar. Gelişme işlemi başlamıştır. Işıktan etkilenen bileşikler karşılarına gelen yüzeydeki boyayı tutar. Boya diğer tarafa aktarılır. Örneğin maviye duyarlı bir tabakada üzerinde hiç mavi olmayan bir görüntü sadece sarı rengin aktarımına sebeb olur. Yeşile duyarlı tabakada eğer görüntüde yeşil yoksa magenta aktarılır. Beyaz bölgelerde hiç bir boya aktarımı olmaz siyah bölgelerde ise tüm boyalar aktarılır. Yüzyüze gelmiş negatif ve pozitif dışarı çıkarıldığında alıcı tabaka bütün renkleri taşıyan bir pozitiftir. APS - Advanced Photo System Film formatı 35mm'den daha küçük olup 24mm eninde 15 25 veya 40 adet film boyutlarında olarak kartuşa yerleştirilmiştir. Her bir kare 9/16 oranında film üzerine kaydedilir ve isteğe göre 2/3 9/16 veya 1/3 oranında üç değişik (klasik Orta ve Panoramik) formatta basılabilir. Filmin makinaya kolay takılması Fotograf makinasının küçük olması index sayfasına (makinanın ozelliklerine gore) fotografçının adı çekim tarihi mekanlar baskıyı yapan stüdyonun adı film numarası gibi bilgiler basılabilmesi ve daha sonraki baskılar icin kolaylık sağlaması film bitmeden film kartuşunun degiştirilebilmesi gibi özellikleri APS filmlerin kullanımını artırmaktadır.

.

_________________



Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmiyüzlü insanlar görmeye başladım...

Mehmet Akif Ersoy

Sefa geldin Son ihtimalim...Bir sana Kalmış halim HOŞGELDİN...senelik değil ömürlük olsun...Dilerim bu defa son olsun.....




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
KaranLık
Co-Admin
Co-Admin
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 12/02/09
Mesaj Sayısı : 5386
Nereden : DüşLerin İçinden
Lakap : (Küb)
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 6:01 pm

Işık

Fotografın herşeyidir. Fotograf onunla var olur onunla yok olur. Yani fotografı yapan ne siz ne de biziz fotografı fotograf yapan ışıktır.

Işığı bir kaynaktan her yöne doğru dalgalanarak yayılan parçacıklar olarak düşünebiliriz. Bu parçacıklar çekim süresince sizlere filmler kısmında anlattığım ışığa duyarlı bileşiklere yani film düzlemine çarparak fotografı oluşturur. Cisimler ana ışık kaynağı güneşden veya suni ışık kaynaklarından aldıkları ışık parçacıklarını helozonik dalgalı bir şekilde saniyede 300000 km'lik bir hızla yansıtırlar. Bütün ışık türlerinin hızı aynıdır ama dalga boyunları farklıdır. Dalga boyu ışığın niteliğini belirler. Dalga boyu kısa olan güçlü uzun olan güçsüz ışıktır. Görebildiğimiz en uzun dalga boyu kırmızı en kısası mavi ışıktır. Kırmızının güçü renklerde olduğu gibi burada da teknik olarak karşımıza çıktı. Işığın Özellikleri Işık Şiddeti Işık kaynağından yayılan ışığın gücüdür. Kontrast Fotografta en karanlık ve en aydınlık bölümler arasındaki ışık yoğunluğudur. Örneğin; Işık kaynağından yayılan ışığın konuyu her yönden eşit bir şekilde aydınlatması sonucu (bulutlu havada çekilen) fotografta kontrast düşük olur. Bunun karşıtı ışığın tek bir yönden konuyu aydınlatması sonucu (güneşli havada çekilen) fotografta kontrast yüksek olur. İyi bir fotograf için kontrast ana etkenlerden birisidir. Fotografta kontrast ne fazla ne eksik olmalıdır. Yüksek konrast koyu gölgelerden parlak beyaz aydınlıklara kadar geniş bir ton farklılığı içerir. Az kontrast karanlık gölgeler ve parlak aydınlıkların aşırı uçlarını içermeyen daha sınırlı bir ton farklılığı ifade eder. Bir yaz günü güneş tam tepedeyken özellikle ormanlık alanlarda karla kaplı ortamlarda yada kumsallarda kontrast fazladır. Bulutlu havalarda yada güneşin yatay geldiği zamanlarda çekilen fotograflar gökyüzünü fazlaca içermeyen fotograflarda kotrast azdır. Parlak güneşli bir havada yani kontrastın yüksek olduğu zamanlarda bir yere baktığımızda tüm ton farklılıklarını algılayıp detayları rahatlıkla görebiliriz. Unutulmaması gereken filmlerin ton farklılıklarının gözlerimiz kadar olmadığıdır. Film farkı göz ardı edilirse gözümüzün gördüğü detayları fotografta göremeyiz. Fotograftaki beyaz parlak alanlar izleyiciyinin dikkatini konudan uzaklaştırır. Donuk yumuşak tonlar daha keskin ve vurgulu olarak öne çıkar. Yüksek kontrastın her filmi etkileyebileceğini unutmadan çekeceğiniz fotograflarda çok koyu ve çok aydınlık alanlar görüntünüze almamayı çalışın veya konuya göre konumunuzu değiştirerek sonuca ulaşmaya çalışın veya birşey beklemeyin. Renk Işık kaynağından yayılan ışınların nesnelere çarptıktan sonra yansımaları sonucu gözümüzün algıladığı duyumdur.
Çeşitli ışık kaynaklarının ortalama renk dağılımları
Işık Kaynağı Mavi Yeşil Kırmızı Gün ışığı %33 %34 %33 Renksiz flaş %24 %36 %40 Stüdyo Ampulü %49 %34 %17 Normal elektrik ampulü %12 %32 %56 Mum ışığı %6 %18 %76
Işık Kaynakları Güneş ışınları açık alanda her noktayı aynı derecede aydınlatırlar. Nokta ışık kaynaklarından yapılan aydınlatmalar da uzaklık artıkça konuya düşen ışık şiddeti azalır. Arkası yansıtıcılı kaynaklar koni şeklinde ışık kaynağından uzaklaştıkça genişleyen bir ışık hüzmesi oluştururlar. Diğer bir ışık kaynağıda gökyüzü açık renkli duvar yüzeylerinden gelen dağınık ışık kaynakları şeklinde tanımlanabilir. Doğal Işık Doğa da fotograf çekerken ışık tek bir kaynaktan yani güneşten gelir. Flaş lamba ateş ayışığı reflektör gibi kaynaklar gün ışığının etkisini artırmak için kullanılırlar. Işığın kalitesi; günün saati konuya geliş yönü ışığa müdahale veya filmin özelliklerinden dolayı etkilenir. Bir nesne üzerinden yansıyan ışık nesnenin özellğine bağlı kalarak düzgün dağınık kontraslısert yumuşak donuk sıcak soğuk veya kırmızıdan maviye doğru değişik anlamlar verebilir. Genellikle donuk mat mavimsi ışık sakin ve durağan bir anlam verir. Koyu ve sıcak ışık daha fazla heyecan ve enerji verir. Göze hoş gelen fotograflar ışığın düzgün dağıldığı ve derinlik hissi vererek kontrast yaratan çok koyu keskin olmayan gölgelerin yumuşak olduğu fotograflardır. Doğru ışıktan yaralanmak için ışığı çok iyi okuyabilmeliyiz. Bu da artan tecrübe ile olur. Yani daha çok fotograf çekip farklı ışıklarda aynı konuyu çekerek fotografı nasıl etkilediğini görerek daha çok fotograf görerek onların nasıl bir ışıkta çekildiğini inceleyerek ve sorarak öğrenebiliriz. Doğrudan gelen ışık Güneş ya da diğer ışık kaynaklarından kırılmadan gelerek konunun üzerine düşen ışıktır. Önden gelen ışık Işık kaynağı konunun önünde fotografcının arkasındadır. Konu bakış yönündeki her noktasından eşit miktarda aydınlanmış ve hiç gölge yoktur. Gölgenin yokluğu derinlik duygusunu yok eder. Bu tür ışık detay verme ve renkleri gösterme açısından çok etkilidir. Yandan gelen ışık Daha güçlü ve zengin görüntüler elde edilir. Sağ veya soldan gelen ışık gölgelere neden olduğu için görüntünün dokularını daha belirginleştirir. Yandan gelen ışıkla oluşsan bu gölgeler fotoğafa derinlik duygusu kazandırır. Doku ve desen çekimlerinde bu ışık kullanılmalıdır. Gölgelerin oluşturduğu kontrast çok yüksek ise gözün görebildiği detayları fotografta göremeyeceğimizi söylemiştir. Bunun için dolgu flaş kullanarak yüksek konrast düzeyi düşürülebilir. Ters ışık Işık kaynağı konunun arkasında fotografcının önündedir. Ters ışıkta fotograf çekmek çok zordur ama çok etkili fotograflar elde edilebilir. Önden gelen ışıkta nesnenin görmediğimiz tarafını aydınlattığı için bakış yönümüzde detaylar kaybolur ama nesnenin dış formu belirginleşir. Konunun etrafındaki ışık hüzmeleri fotografı güzelleştirir. İstenirse nesne dolgu flaşı ile aydınlatılabilir. Bunu fotografa yükleyeceğiniz duygu belirler. Üsten gelen ışık Işık kaynağının konu üzerine tam tepeden gelmesidir. Bu durumda kontrast yüksek olacağı için bu durumlarda fotograf çekilmesi tavsiye edilmez. Bu durumlarda fotografı çekip çekmeyeceğinizi yine sizin fotografa vermek isteyeceğiniz duygu belirleyecektir. Noktasal ışık Işık kaynağının bulutlardan ağaclardan yada başka açıklıklardan gelerek konunun bir bölümünü aydınlarmasıdır. Gündoğumunun hemen sonrasında veya günbatımından evve yağmurdan sonra bulutların arasından çıkan ormanda ağaçların veya yaprakların arasından çıkan ışıkların hepsi noktsal ışıklardır. Bu tür ışık kaynakları ile son derece güzel fotograflar çıkar. Dolaylı gelen ışık Işık kaynağının diğer cisimlere çarptıktan sonra ilk gücünü kaybedip konumuzun üzerine düşen ışıklardır. Kapalı veya bulutlu havadaki ışıktır. Işığın konu üzerine düşen zamanda nasıl dağıldığı nasıl yansıdığına bağlı olarak farklı özellikler gösterir. Dolaylı ışık alan ortamlarda çekim yaparken düşük enstantane değerleri kullanılmak zorunda kalacağımız için sehpa ve daha hızlı filmler kullanmak gerekir.
Çeşitli ışık kaynakları ve bunlara karşılık gelen ortalama renk ısı değerleri
Işık Kaynakları (ºK) Kızgın demir (Gözle görülen ilk kırmızılık) 800 Kızgın demir (Bayrak kırmızısı) 1250 Mum ışığı 1900 60 W ev ampulü 2800 100 W ev ampulü 2860 200 W ev ampulü 2900 500 W projeksiyon ampulü 3100 1000 W tungusten-halojen ampulü 3100-3200 Normal Floresan ampulü 3700 Daylight Floresan ampulü 4800 Elektronik flaşlar 6000-7000 Güneş ışığı 5000-5500 Bulutlar 6000-6500 Bulutsuz gökyüzü 7000-14000
Yansıma Ayna veya cam gibi pürüssüz yüzeylere düşen ışık geldiği acı ile hiç bozulmadan aynı ışık şiddetini yansıtmasına düzgün yansıma denir. Duvar kağıt veya kumaş gibi pürüzlü yüzeylerin yansıtmasına
dağınık yansıma denir. Kırılma Işığın farklı yoğunluktaki ortamlardan geçtikten sonra ışığın yönü değişir. Bu yön değişikliği ışığın geliş açısına ortamların ışık kırılma katsayılarının oranına ve ışığın dalga boyuna bağlıdır. Kısa dalga boyuna sahip ışıklar dalga boyu uzun olan ışığa göre daha fazla kırılırlar. Polorizasyon (Kutuplaşma) Işık normalde her yönde titreşerek ilerler. Bu titreşimler süresince sadece belli açıdaki titreşimlerin bırakılıp diğerlerinin söndürüldüğü ışığa polorize edilmiş ışık denir.

RenkLer

Bir ışık kaynağından yayılan ışınların nesnelere çarptıktan sonra yansımaları sonucu gözümüzün algıladığı duyumdur.

Renk Sıcaklığı Işık kaynaklarının renk kalitesini belirlemek için kullanılır. Birimi ºK (Kelvin)'dir. Fotografı çekilecek ışık kaynaklarının renk ısılarının bilinmesi filmde nasıl renk elde edileceğine yardım eder. Böylece fotografı çektiğimiz ışık kaynağının Kelvin derecesine göre hangi ton filtreyi kullanacağımızı bulmaya yardımcı olur. Kelvin dereceSi düştükçe mavilik azalır kırmızılık artar. Kelvin yükseldikçe mavilik artar kırmızılık azalır. Her filmin üzerindeki ışığa duyarlı bileşikler kullanılacak ışığın renk sıçaklığına göre ayarlanmıştır. Eğer film üzerinde yazan Kelvin derecesinden daha yüksek Kelvin değerlerinde çekilirse fotograf mavileşir. Bunu önlemek için sarı bir filtre kullanılır. Tam tersi film ayarlandığı kelvin derecesinden daha düşük Kelvin değerinde çekilirse fotograf sarı-kırmızımsı renk verir. Bunu önlemek için mavi filtre kullanmak gerekir. Burada anlattıklarımın çoğu stüdyo fotografcılığı için mutlaka öğrenilmesi gerekir. Tabi renk sıcaklğın dış çekimlerde de işimiz çok yarayacak. Daha sonra bunları geri döneceğiz. Sıcak renkler konuyu ön plana çıkarırken soğuk renkler uzaklaştırdığını unutmayalım. Gün ışığının rengi hakkında

* Gün ışığı sabahların erken saatlerinde sarıdır. Akşama doğru kırmızılaşır.
* Kışın gün ışığında yaza göre daha çok mavi vardır.
* Deniz seviyesinden yükseldikçe mavilik ve ultra-viole ışınların etkisi artar
* Doğrudan gelen güneş ışığı gölgelere göre daha sıcak olur tonlu olur
* Bulutlu ve puslu havalar mavi tonlu renkleri vermek eğilimindedir.

Renklerin pisikolojik olarak insanlar üzerinde etkileri Renkleri psikolojik etkilerini anlamak. Onları fotograf dili ile beraber kullanarak çektiğimiz fotografa vereceğimiz duyguyu daha da kuvvetli hale getirebiliriz. Kırmızı Titreşimi en kuvvetli en dinamik renk kırmızıdır. Hareketlendirme tahrik etme gibi özelliği vardır. Boğa güreşlerinde boğaları kızdırmak için kırmızı kullanılır. Kırmızı rengi uzun zaman seyreden kişide sinir gerginliği gözlenir nefesi sıklaşır kalbi daha kuvvetle çarpar. Kırmızı; güneş ateş alev gibi ısı veren olayları hatırlattığı gibi hareketlendirici kimliğinden dolayı bir çok ülke bu rengi bayraklarında kullanmıştır.En sevilen renlerin başında gelir. Yeşil Dinlendirici renklerin başında gelir. Acı sert bir yeşil olmamak şartıyla perde perde sıcağa veya soğuğa giden yeşiller seyredeninin içine ferahlık açıklık verir. Titreşimi zayıftır.Yeşilde dinsel mistik bir anlam da vardır. Müslümanlıkta ana renk olduğu gibi Hiristiyanlarda da bu rengi inanmanın ölmezliğin bir simgesidir. Bolluk duygusuda verir. Mavi Huzur mutluluk verir rahatlamayı sağlar.Sonsuzluğun simgesidir. Uçsuz bucaksız gökyüzünün her insana nasıl huzur verdiğini düşünün. Turuncu Sıcak renkler sınıfında olup kırmızı kadar dinamik değildir titreşimi ondan zayıftır. Rahatlığı parlaklığı hatırlatır. Kırmızı kadar olmasada ateşi güneşi ışığı ve ısıyı çağrıştırır. Sarı İçinden veya arkasından ışıklandırılmış etkisini uyandıran çok parlak bir renktir. Sevinç uyandıran tonların başında gelen bu renk limon sarısı gibi hafifçe yeşile kayınca rahatlatıcı ve ferahlatıcıdır. Sarı renk uzun zaman seyredildiğinde kanın damarlarda daha düzenli akmasını ve sinir sistemini düzenli olmasını sağlar. Egemen olma duydusunu da çağrıştırdığı söylenir. Mor Kader içe kapanış melankoli ifade ettiği söylenir. Hiristiyanlarda yas rengidir. Soğuk renkler arasında yer alır. Siyah Matemin hüznün ve belirsizliğin simgesi olarak kullanılsada daha çok güçün korumacılığın doğumun ve gizemliliğin simgesidir. Beyaz Saflığın temizliğin bozulmamışlığın yeniden başlamanın simgesi bir renktir

_________________



Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmiyüzlü insanlar görmeye başladım...

Mehmet Akif Ersoy

Sefa geldin Son ihtimalim...Bir sana Kalmış halim HOŞGELDİN...senelik değil ömürlük olsun...Dilerim bu defa son olsun.....




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
KaranLık
Co-Admin
Co-Admin
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 12/02/09
Mesaj Sayısı : 5386
Nereden : DüşLerin İçinden
Lakap : (Küb)
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 6:01 pm

Kompozisyon


Ayrı ayrı parçalardan birleştirme yoluyla dengeli ve düzenli bir bütün oluşturma işidir.� (ML) Fotograf�da Kompozisyon �Kare içindeki konuları göze hoş gelecek şekilde seçmek ve düzenleme� işidir.Sonuç olarak kompozisyon bir iştir. İşin güzel olması demek fotografta verilmek istenen mesajın yerini bulması ve fotografın akılda kalıcılığını artırması demektir.

Kısacası Kompozisyon; Fotografa vermek istediğimiz anlamı kimsenin yardımı olmadan bakan gözlerin kolay anlamasını ve akılda kalmasını sağlayan tekniklerdir. Belirginlik Fotografın mesajını en okunaklı biçimde ortaya koymasıdır. Okunaklı bir görüntü elde edebilmek ve fotografın biçimini oluşturabilmek için aşağıdaki özelliklerde olması gerekir.





Kritik an : Her hareketin saptanacağı bir kritik an vardır. Bu an başlangıçta, ortasında veya bitiminde olabilir. Örneğin; Yüz metre koşucularının start çizgisinden fırlayışları hareketin başlangıcıdır. Oduncunun havadaki baltası hareketin ortasıdır. Dalgaların kayalara çarpıp dönüş anı ise sürekli hareketin sonudur.

Örenğimizde ; Sapan çeken çokuğun ; Sapana taş koyması hareketin başlangıç noktası, sapanı germesi ortası ve bırakmasıda hareketin sonu olarak değerlendirecek olursak. Burada hareketin ortası seçimiştir.




Bakış Yönü : Konudaki değişmenin izlenebildiği yönden bakılmalı. Örneğin : Çamaşır yıkayan kadının yandan veya arkadan çekilen fotografları önden çekilen fotografa göre daha az belirgin olur. Yandaki örneğimizde sigara içen amcanın sigarayı yakış anı ve ilk dumanları yandan çekilmemiş olsaydı. Bu fotograf anlamını büyük ölçüde yitirecekti. Konu olan herşey açıklıkla fotograflanmıştır.




Bakış Yüksekliği : Bir işle uğraşan kişinin işini ve kendisini gösterecek yükseklikte olmalı. Örneğin ; Prinç ayıklayan birisinin alttan çekmemek gibi ya da sokakta �Yağ satarım bal satarım� oynayan çocukları çekerken dairesel dizilişi mendili ve ebe�yi gösterecek yüksek bir noktadan çekmek gibi..

Yandaki örneğimizde bakış yüksekliği kişinin ne yaptığını açıkça gösteriyor.




Bakış uzaklığı : Konu çerceveyi yeterince doldurmalıdır. Normal objektifle 100 metreden çekilen balıkçıların ne yaptıklarını kestirmek zordur.

Öreğimizde ağ çeken balıkçıların hareketleri açıklıkla seçilebiliyor.






Sadelik Fotografı mümkün olduğunca az elemanla anlatmaya çalışmaktır. Fotografı sadeleştirmek ve ilgi merkezini artırmak için karmaşık olmayan bir fon seçilmeli ve konuya yaklaşarak fotografın anlamını bozmayacak ilgisiz nesneleri fotograf karesinden çıkarılmalı. Sadeliğin her zaman hatta her konuda birşeyleri anlatmanın en iyi yolu olduğunu hiç aklımızdan çıkarmayalım.






1/3 Kuralı veya Oranlar Fotografı çekmeden önce fotograf karesini yatay ve dikey olarak üçe bölünmesi sonucu çizgilerin kesim noktaları fotografın ilgi merkezinin yerleştirilebileceği yerleri gösterir. Bu noktalara altın noktalarda denir.

Öreğimizdeki ağaç dikey inen 1/3 doğrultusudaki altın noktaya yerleştirilmiş ve tarlasını süren çiftci ile zenginleştirilmiştir.


Çizgiler Fotografta diyagonal çizgiler yön belirtmek için kullanılır. Tekrarlayan çizgiler de bakan gözlerin dikkatini fotografın ilgi merkezine çekmek için kullanılır. Bunun yanında çizgilerin çeşitli anlamları vardır.[/COLOR][/FONT]




[color:f7ed="DimGray"]Eğri çizgiler 'in eğrilikleri artıkça, dinamizm ve hareket duygusunuda beraberinde artırır. Eğri çizgilerin egemen oldukları herhangi bir alana bakan göz, yaşamın, sevginin ve kaynaşma duygularının etkisinde kalır. Bir çizgi ne kadar eğilip bükülürse tıpkı deniz dalgaları gibi canlılık duygusunu da o kadar artırır.






Kırık çizgiler : Karmaşa ve boşalma duygusu uyandırır.




Denge Birbirini tamamlayan şekil, renk ya da aydınlık veya karanlık alanların göze hoş gelecek şekilde ayarlanmasıdır. Denge simetrik veya asimetrik olabilir.





Persfektif ve Derinlik Fotograf da giderek bir birine yaklaşan çizgiler (doğrusal persfektif) yada giderek küçülen cisimler (hacimsel persfektif) fotografa üçüncü boyut katar. Fotograf karesindeki ön plandaki cisimlerin abartılı büyüklükleri ya da arka planın önünü kapamasıda fotografa derinlik verir. Kısa odak uzaklığına sahip objektifler fotograf içindeki nesneleri birbirinden uzaklaştırarak derinlik duygusunu pekiştirir. Uzun odaklı objektiflerde yakındaki ve uzaktaki nesneleri birbirine yakınlaştırarak fotograftaki derinliği azaltır. Fotografdaki derinliği etkileyen unsurlardan birisi de diyafram açıklığıdır. Kısık diyafram açıklığı alan derinliğini artıracağı için fotografdaki net alanlar daha fazla olacağından derinlik artar. Açık diyafram açıklığı alan derinliğini azaltacağı için fotografta net alan azalacak ve derinlik azalacaktır.






Hareket Fotograf daki hareketi vurgulamak için çeşitli yöntemler vardır. Bunların en başında düşük örtücü hızında çekilmiş fotograflar daki uzamış görüntülerdir. Fotograf daki yüksek kontrast, ufuk çizgisinin açısı, tekrar eden konular, yuvarlak hatlar da fotograf hareket duygusu vermek için kullanılırlar.




[FONT="Comic Sans MS"][COLOR="DimGray"]
İlgi Merkezi Çektiğimiz fotografın ilk görevi bakan gözlerin fotograf içinde dolaşmadan veya çok kısa bir gezinti sonunda fotografın ilgi merkezine gitmesini sağlamaktır. İlgi merkezi yani fotografı çekmemizin gerektiren herşey olabilir. Fotografdaki ilgi merkezi fotograf karesi içinde herhangi bir yere yerleştirilebileceği söylenir. Yine de 1/3 kuralınıda unutmamak gerekir. İlgi merkezinin ortada olduğu durumlarda iyi sonuç veren konuların bina, heykel, gün doğumu veya batımındaki güneş ve dağ fotografları olduğu söylenir. Fotografa bakış yönü ve ilgi merkezinin doğru orantılı olduğu da söylenir. Yani soldan sağa doğru okuyor aynı zamanda yazan insanların fotografı da soldan sağa doğru okunduğu söylenir. Bu bakımdan ilgi merkezinin solda olması beklenir. Bu görüş sağdan sola doğru okuyanlar insanlar için de geçerli olacağından ikilem yarattığı için pek tutulmaz ama yinede aklınızda bulunsun. Genelde fotografa sol alt köşeden girildiği ve üst kısımlardan çıkıldığı görüşü hakimdir.






Tekrarlar Arka arkaya gelen benzer nesneler fotografta ritm duygusunu artırır. Bu yüzden ritmi bozan nesneleri fotograf karesinden çıkarmak gerekir.






Simetri Fotografa simetri özelliği katılacaksa; diğerinin aynı alan ikinci yarı, aynı şeyleri anlatmak yerine yeni şeyler anlatmalıdır






Boyutların Etkisi Yatay dikdörtgen boyutlar dengeli ve sakin bir duygu verirken, dikey konumda güç ifade ederler. Kare boyutlar derli toplu konulara daha uygundur.

_________________



Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmiyüzlü insanlar görmeye başladım...

Mehmet Akif Ersoy

Sefa geldin Son ihtimalim...Bir sana Kalmış halim HOŞGELDİN...senelik değil ömürlük olsun...Dilerim bu defa son olsun.....




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
KaranLık
Co-Admin
Co-Admin
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 12/02/09
Mesaj Sayısı : 5386
Nereden : DüşLerin İçinden
Lakap : (Küb)
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 6:02 pm

PozLandırma

Gerekli ışığın film düzlemi üzerine düşürülmesi işlemidir. Doğru poz değerini sizin hesaplamanız gerekir. Çünkü çekeceğiniz fotografın duygusunu hangi poz değerlerinin daha iyi vereceğini sizden daha iyi kimse bilemez. Çektiğiniz fotografın en önemli bölümü görülmesini istediğinizden daha açık görünüyorsa fazla pozlandırdınız daha koyu görünüyorsa az pozlandırdınız demektir.





Bu ilişkiyi birkaç örnek ile açıklayacak olursak;

f 2 2.8 4 5.6 8 11 16 22 enstantane 1/1000 1/500 1/250 1/125 1/60 1/30 1/15 1/8

Yukarıdaki tablodaki f ve enstantane değerlerinden eşit miktarda ışık geçer. Yani f:5.6 1/125 değerlerinde geçen ışık miktarı f:8 1/60, f:11 1/30 veya f:16 1/15 değerlerinde geçen ışık miktarları aynıdır. Pozlandırmada önemli olan hangi değerleri seçeceğimiz. Yukarıdaki tabloda düşük enstantane ve f değerlerini (f:22 1/18) seçersek. Bize alan derinliği fazla olan bir görüntü sunacaktır. Ama 1/8 lik poz süresi makinayı oynatmadan tutmamız gerektiğini söyleyecektir. Bu durumda elle yapılacak çekimlerde görüntünün bozulmasına neden olacaktır. Yine yukarıdaki tabloda f:2 1/1000 değerlerinde yapacağımız çekimde diyafram açıklığı en büyük değerde olmasına karşın 1/1000 lik poz süresi film düzlemine düşecek ışık miktarının yeterli olmadığı durumu yaratacak bu da konumuzun görüntüsünün fotografta belli belirsiz çıkmasına neden olacaktır.




Çekeceğimiz konu ne kadar hareketli ise o derece yüksek enstantane değerleri kullanarak hareketi dondurabiliriz.




Çekeceğiniz konunun hareketli olması demek devamlı yüksek hızda çekmelisiniz anlamına gelmiyor. Yukarıdaki fotograf da hareketli olmasına karşın uzun pozlandırılarak suya tül etkisi verilmiştir.


_________________



Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmiyüzlü insanlar görmeye başladım...

Mehmet Akif Ersoy

Sefa geldin Son ihtimalim...Bir sana Kalmış halim HOŞGELDİN...senelik değil ömürlük olsun...Dilerim bu defa son olsun.....




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
KaranLık
Co-Admin
Co-Admin
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 12/02/09
Mesaj Sayısı : 5386
Nereden : DüşLerin İçinden
Lakap : (Küb)
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 6:03 pm

Pratik BiLgiLer




Fotograf makinası boyuna asılı olarak göbek seviyesinde taşınmalıdır. Burada durması makinanın sağa sola çarpmasını engeldiği gibi çok kısa sürede çekim pozisyonu almayıda kolaylaştıracaktır. Ellerin boş olması doğa'da ihtiyacınız olan dengeyi sağlayacaktır. Çekim anında tabiki sehpa kullanılmalı. Şu anda sehpanın olmadığı anlardan bahsediyoruz




Çekim anında öncelikle sol el avuç içi yukarı bakacak ve öne doğru açılırarak makina denge noktası avuç içine tam oturtulmalıdır. Parmakları çok sıkmadan hafif bir şekilde kavramalı. Sağ elimizlede makinanın sağ tarafını kavradıktan sonra çekeceğimiz konuya doğru yönlenmeliyiz. Bakaç sağ gözümüze iyice yaklaştırılmalı ve iyi bir kompozisyon seçmeliyiz. Kompozisyon seçiminden önce en azından bir kolumuzu gövdemize yapıştırmalıyız. Böylece sallanma riskini enaza indirdikten sonra bir kontrolle beraber nefesimizi tutup deklanşöre basmalıyız.




Sehpa kullanmadan elde yapılan çekimlerde en düşük perde hızı hesabını unutmayın. Örnek verecek olursak 50mm odak uzaklığı olan objektif için en düşük perde hızı odak uzaklığının 1'e bölümünden elde edilecek enstantane değeri 1/50 olacaktır. En düşük perde hızı 1/50 değeri olmadığı için buna en yakın ve büyük değer olan 1/60 ve üzeri olmalıdır. 100mm odak uzaklığı olan objektif için 1/100'e yakın ve büyük perde hızı yani enstantane 1/125 olmalıdır.

Işığın yeterli olmadığı veya sehpamızın olmadığı durumlarda her zaman geçerli olmayacak çözümler arasında bir yere yaslanmak, oturarak veya makinayı sabit bir şeyin üstüne koyarak çekimi gerçekleştirebiliriz. Bunların yanında hızlı filmler kullanarak yüksek enstantane değerlerine de ulaşabiliriz. Bu durumu sonucunda grenlerin büyüklüğü bizi rahatsız edebilir.


HANGİ FOTOGRAF MAKİNASI ?

Eğer Aile bireylerini, tatil anılarınızı, özel günlerinizi görüntülemek için kullanacaksanız. En iyisi kolay film takılıp çıkarılabilen, kullanımı son derece kolay olan, vizörden bakıp konuyu kareye yerleştirdikten sonra sonra deklanşöre basarak çekimi tamamlayacağınız kompakt kameraları seçmelisiniz. Eğer Yukarıdakileri yaptınız ve size film banyosunu ve baskısını beklemek zor geliyorsa ve bunlarla ilgilenmek istemiyorsanız; çektiklerinizi hemen ama hemen görmek istiyorsanız. Kompakt kameralar kadar kullanımı basit olan anında görüntü veren fotograf makinalarını seçmelisiniz. Bu tür fotograf makinalarıda digital fotograf makinalari cıktıktan sonra eski cazibelerini kaybetmişlerdir. Sonucu yine hemen görmek istiyorsanız ve kompakt makinalarada yatırım yapmak istemiyorsanız bütçenize uygun bir digital-makinalardan birini seçmelisiniz. Eğer Eğer biraz önce saydıklarımızın yanında fotograf sanatına ilgi duyuyor ve kendinize de bir hedef belirlemişseniz insan veya hayvan portreleri, doğa fotografları, eski evler, sokaklar aklınıza gelebilecek ve ilgi duyduğunuz herhangi bir konuda fotograf çekmek istiyorsanız. Bütün çekim kontrollerinin kendinizde olmasını istiyorsanız. Bunları diğer insanlarla paylaşmak gibi bir planınız varsa. Sahip olmanız gereken 35mm SLR fotograf makinasıdır. Eğer Büyük boyutlarda baskı yapacaksanız biraz daha profesyonel bir makinaya yani 6x6 Roll filme kullanan SLR makinaya ihtiyacınız var demektir. Eğer Yine büyük boyutlarda profesyonel baskı yapacaksanız ve kalitede sizin için çok önemli ise ihtiyacınız olan Plan film kullanan makinalardır. Bu sayfalar tamamen amatör fotografcılar için hazırlanmış olup tavsiye edilen kendi bütçenize en uygun, sizi zorlamayan, diyafram, enstantane, netlik ayarlarını kontrol edebileceğiniz herhangi 35mm SLR makinadır.

_________________



Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmiyüzlü insanlar görmeye başladım...

Mehmet Akif Ersoy

Sefa geldin Son ihtimalim...Bir sana Kalmış halim HOŞGELDİN...senelik değil ömürlük olsun...Dilerim bu defa son olsun.....




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
KaranLık
Co-Admin
Co-Admin
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 12/02/09
Mesaj Sayısı : 5386
Nereden : DüşLerin İçinden
Lakap : (Küb)
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: FotoğrafçıLık Hakkında Herşey C.tesi Tem. 04, 2009 6:04 pm

İKİNCİ EL FOTOGRAF MAKİNASI ALIRKEN

Pratik bilgiler bölümündeki Hangi Fotograf Makinası sayfasına göz atmanızda yarar var. İkinci El Alırken;
Öncelikle göz kontrolü yapıldıktan sonra el alınmalı. Makinanın el tutulan yerleri kontrol edilerek ikinci el makinanın ne kadar eski olduğunu anlamalıyız.
Makinanın yere düşmüş veya bir yerlere çarpması sonucunda makina gövdesinde veya objektifinde eziklerin veya küçük boya dökülmelerinin olup olmadığını kontrol edin.
Makinayı elinize aldıktan sonra objektifi bir nesneye doğrultup netlik ayarını yaptıktan sonra deklanşöre basarak normal bir çekim yapın. Netleme, film sarma işlemi ve çekim sırasında çıkardığı sesleri dinleyin. Ters giden veya kafanıza takılan soruyu satıcıya sorun.
Objektifi makinadan çıkarın. Çıkarırken veya takarken vida dişlilerinin kayıp kaymadığını kolayca çıkıp takıldığını kontrol edin. Makinanın içine doğru bakarken koklayın rutubet olabilir bu makinanın suya düştüğü veya içine su kaçırıldığı anlamına gelir. İçine bakarken aynanın üzerinde veya çevresinde herhangi bir çizik veya defarmasyon olup olmadığını kontrol edin. Bu pozisyonda deklanşöre basıp aynanın normal bir şekilde inip kalktığını ve çıkardığı sesi dinleyin. Ayna üzerindeki çizikler sadece konuyu görmenizi engeller film düzlemi üzerine hiç bir etki yaratmaz.
Objektifin diyafam değerlerinin ve alan derinliği bilgilerini veren rakamların silinmediğini kontrol edein. Biraz önce gövde için yaptığımız kontrolleri objektifler içinde yapın.
Objektifi çok az sallayarak içinden ses gelip gelmediğini kontrol edin.
Objektifin ön ve arka camlarının kesinlikle en ufak bir çizik olmadığından emin olun. Çünkü buralardaki çizikler çektiğiniz her fotografta karşınıza çıkacaktır.
Netlerken veya zoom yaparkençıkardığı sesleri kontrol edin.
Makinanın arka kapağını açılıp kapatırken kapak kilidinin çalışıp çalışmadığını kontrol edin. Perde yatağını kontrol edin. Deklanşöre bir kaç kere basarak herşeyin normal çalıştığını perdelerin normal olarak gidip geldiğini gözleyin. Enstantane değerlerini değiştirerek perde hızlarının doğru çalışıp çalışmadığını kontrol edin. Bunu anlamak için makinanın en düşük ve en yüksek enstantane değerlerini şeçerek deneyin. Her bir stop değerinin bir öncesinin veya sonrasının iki katı süre olduğunu hatırlayın.
Makina pil yuvalarınını oksitlenip oksitlenmediğini kontrol edin. Bu gibi durumları engellemek için alkali pillerin kullanılması gerektiğini unutmayın.
Makinanın arka kapağını kapatıp objektifi taktıktan sonra pozometresini kontrol edin. Anlamak için önce aydınlık yerden bir değer alın sonra daha az ışık olan bir daha ölçüm değeri alarak pozometrenin verdiği ölçüm değerlerinin değiştiğini görün. Tabi makinanın enstantane öncelikli ölçümde enstantane değerinin değişmediğini veya diyafram öncelikli ölçümde diyafram değerinin değişmediğini unutmayın. Yaptığınız ölçümlerin doğruluğunu ışık bilginizle test edin.
Flaş takınan yerin yine oksitlenip oksitlenmediğini kontrol ettikten sonra satıcıdan isteyeceğiniz bir flaşla bir çekim yapın. Makinanın flaşı ateşleyip ateşlemediğini kontrol edin.
Makinanın poz kilidi var ise bunu test edin. Bir yerden ölçüm alarak poz değerini kilitleyin. Sonra makinayı başka bir ışık kaynağına çevirerek poz değerinin değişmediğini kontrol edin.
Makinanın netleme kilit mekanizması var ise test edin. Bir konuyu netleyin ve kilitleyin. Objektifi netlediğiniz konunun biraz sağına veya soluna çevirerek netliğin önceki konuda olduğunu ve değişmediğini kontrol edin.
Kesinlikle satış sonrası garantinin nasıl işleyeceğini sorun ve kandırılmadığınızdan emin olduktan sonra makina için pazarlık yaparak almaya çalışın.
İkinci el makina almak için sirkeci deki Hayyam pasajını tercih edin. Buradaki dükkanlarda her zaman size uygun bir ikinci el fotograf makinası bulabilirsiniz.

_________________



Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmiyüzlü insanlar görmeye başladım...

Mehmet Akif Ersoy

Sefa geldin Son ihtimalim...Bir sana Kalmış halim HOŞGELDİN...senelik değil ömürlük olsun...Dilerim bu defa son olsun.....




Sayfa başına dön Aşağa gitmek

FotoğrafçıLık Hakkında Herşey

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Action Forumlar :: Fotoğrafçılık -
Powered by phpBB © Acemi Forum
Copyright © 2007 By [-İDLE-] & adegerli33