Hoşgeldiniz, Misafir
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 17
 

AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Kuşkuculuk nedir?Kuşkuculuk hakkında..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
d3rY@
Moderatör
Moderatör
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 02/07/08
Mesaj Sayısı : 4509
Nereden : evden :D (ank)
Lakap : şeker :P
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Kuşkuculuk nedir?Kuşkuculuk hakkında.. Salı Tem. 21, 2009 4:34 pm

KUŞKUCULUK


İng. scpticisme Fr. scepticisme, Alm. skeptizismus Es.
t. hisbaniyye, reybiye)



En genel anlamda herhangi bir şeyden duyulan belirgin kuşku; kuşkulanma
tutumu. Eski Yunanca'da "gözlemek", "incelemek" anlamına gelen
skeptesheia sözcüğünden türetilmiş felsefe terimi.



Yerleşik Felsefe dilinde, kesin bir tutum almamayı, enson bir yargıya
varmamayı ilke edinmiş; bütün değerlerden, inançlardan, bilgi
savlarından ilkece kuşku duymanın doğruluğunu savunan felsefe anlayışı.




Kuşkuculuk, düşünülebilecek hiçbir konuda kesin bilgi diye bir şeyin
olmadığını, olsa bile insanın eldeki verileriyle kesin bilgilere
ulaşmasının olanaklı olmadığını öne sürerek, nesnel bilgiyi ve nesnel
bilme olanağını bütünüyle yok- saymaktadır. Buna karşı açık ve seçik
doğruya, kendisinden kuşku duyulamayacak sağlam bilgiye ulaşmak için
sağlam bir dayanak bulana dek bütün bilgilerin kuşkuya açılarak sınanıp
sorgulanması ise "yöntembilgisel kuşkuculuk" diye adlandırılmaktadır.
Her türden düşünce uğraşısında doğrulan yanlışlardan ayırmak amacıyla
bütün bilgilerin tek tek yeni baştan gözden geçirilmesini öngören bu
kuşkuculuk anlayışı, kimileyin "olumlamacı kuşkuculuk" ya da "geçici
kuşkuculuk" diye de anılmaktadır. Bu anlamıyla kuşkuculuk modern
felsefenin kurucusu Descartes tarafından geliştirilmiştir. Bunun
yanında gerçekliğin özünü bilmenin ilkece olanaksız olduğunu ileri
süren bütün metafızik öğretiler de kuşkuculuk deyişiyle
nitelendirilmektedir. Bilgi olanaklarının son derece sınırlı olduğunu,
şaşmaz bir kesinlikle hiçbir şeyin bilinemeyeceğini, topu topu bir
takım kişiye özel, doğruluğu her zaman için kuşkuya açık görüşlerin
bulunabileceğini savunan genel kuşkuculuk öğretisi yanında,
kuşkuculuğun ilk bakışta iki ayrı biçimi daha bulunmaktadır. "Sonuna
dek götürülmüş kuşkuculuk" diye adlandırılan ilk biçim her türlü bilgi
olanağını yadsıyarak işin doğası gereği hiçbir şeyin hiçbir koşulda
bilinemeyeceğini savunur. Bu kuşkuculuk anlayışı yer yer felsefe
metinlerinde "olumsuzlamacı kuşkuculuk" ya da "sürekli kuşkuculuk" diye
de geçmektedir. Buna karşı "olumsal kuşkuculuk" ya da "ölçülü
kuşkuculuk" diye adlandırılan ikinci biçim bilgi olanağını yalnızca
belli alanlarda daha yumuşak bir dille yadsıyarak, belli şeylerin
bilgisine '. belli çekinceler göz önünde bulundurmak koşuluyla
varılabileceğini düşünmektedir. "Alan kuşkuculuğu" diye de adlandırılan
bu kuşkuculuk biçiminde, metafızik gibi belli araştırma alanlarında
bilgi edinilemeyeceği ya da algılama gibi belli yetilerin bilgi
sağlamayacakları gibi düşüncelerle elemeci-ayıklamacı bir kuşkuculuk
tutumu söz konusudur. Kuşkuculuğun bu daha ılımlı biçimi, bir bütün '
olarak bilgi olanağını bütün alanlarda yadsımadan ancak belli alanlarda
kuşkuculuğun işletilmesinden yanadır.



Kuşkuculuğun varolan bütün değerlere karşı olumsuzlayıcı bir tutumun
sergilendiği, bencil olmayan değerlerin bunların varlığına duyulan
inançsızlık nedeniyle yoksaydığı, insanlığın temel değer ve ülkülerinin
geçerliliğinin toptan kuşkuya açıldığı "Kinizm" ile karıştırılmaması
gerekir. Yine kuşkuculuğun, felsefe ilkelerinin neliği gibi enson
soruların ilkece yanıtlanamaz olduğunun, bu tür konularda araştırma
yapmanın gereksizliğinin, dolayısıyla bu tür konularda yargıda '
bulunmaktan kaçınmanın doğruluğunun savunulduğu bir başka felsefe
anlayışı "bilinemezcilik" ile de arasında çok ince ayrımlar
bulunmaktadır. Felsefe tarihinin bilinen en eski kuşkuculuğu Eski
Yunan'ın gezgin düşünürleri sofıstlerce temellendirilmiştir. Başta
Protagoras ile Gorgias olmak üzere bütün sofistler, herkesçe
benimsenecek ortak genelgeçer doğruların olmadığını, doğrunun her bireye
ayrı görünen bir şey olarak kişiden kişiye değiştiğini savunarak
felsefece düşünmeyi olanaksız kılacak denli ileri götürmüşlerdir
kuşkuculuğu. "Sofıst Öğreti"nin olmazsa olmaz bileşeni kuşkuculuk, Eski
Yunan'da özellikle yapılan siyasal tartışmalarda karşı tarafın savunduğu
düşünceyi kuşkuculuk yoluyla çürüten sofıstlere büyük bir retorik
üstünlük sağlamıştır. Eskiçağ kuşkuculuğunun dizgeli bir biçimde
temellerini atan Elisli Pyrrhon, Felsefe tarihçileri arasında genellikle
kuşkuculuğun da kurucusu olarak görülmektedir. Bilginin değerini
yücelterek göklere çıkartan Stoacılar ile Epikurosçulara karşı Pyrrhon,
düşünce kesinliği varsayımına dayanan bilgi olanağını salt öznel
yorumlarla ilintili bir konu sayarak bütünüyle yadsımış usa dayalı
düşüncelerle şaşmaz kesinliklere varılamayacağını öne sürmüştür.



Yöntembilgisel kuşkuculuğuyla modern çağa damgasını vuran Descartes,
verimsizliği nedeniyle tıkanmış olduğunu düşündüğü geleneksel kuşkuculuk
anlayışına yeni bir yön çizerek bir anlamda kuşkuculuğun önünü açmıştır.
İnsan zihninin hiçbir zaman kesin nesnel doğrulara ulaşamayacağı
düşüncesi üstüne bina edilmiş eskiçağ kuşkuculuğunun, yerini kuşkunun
bilgiye ulaşmada izlenecek bir yöntem olarak yeniden tanımlandığı
yeniçağ kuşkuculuğuna bırakması bir anlamda modern felsefe döneminin
başlangıcını da yansıtmaktadır. Descartes bu yeni kuşkuculuk anlayışını
temellendirirken eski kuşkucuları biraz da tiye alarak şu sözlerle
eleştirmektedir: "Kuşkucular salt kuşkulanmak için kuşkulanmışlardır."
Descartes 'ın söylediğinden anlaşıla- cağı üzere, eski kuşkuculuk için
kuşku enson amaçken, yeni kuşkuculuk için kuşku ulaşılması gereken amaç
yönünde bir araçtır. Nitekim yeniçağın önemli düşünürü Bacon, yeniçağ
kuşkuculuğunu eskiçağ kuşkuculuğundan ayıran en belirgin özelliği şöyle
dile getirmiştir: "Kuşkudan yola çıkarsak sağlam sonuçlara ulaşırız;
kesinliklerden yola çıkarsak işi kuşkulanmakla sona erdiririz." Montaigne, Bayle ve Hume da daha ılımlı bir kuşkuculuğu
savunmakla birlikte kuşkuculuğun yeniçağdaki en ö- nemli temsilcileri
arasında gelmektedirler. Bu yeniçağ düşünürlerinin anlayışında
kuşkuculuk, doğruya vatma yolunda atılması gereken hem zorunlu bir ilk
adımdır hem de varılan sonuçların sınanması için sürekli yeniden
kendisine geri dönülen düşünsel bir sağlama yöntemidir. Daha açık
söylemek gerekirse, bu düşünürlere göre kuşkuculuk dar görüşlülüğe ya da
katıkafalığa karşı usa esneklik kazandıran bir araştırma tutkusunun en
dogal dışavurumudur.



Öte yanda Kant'ın eleştirel felsefesinde ileri sürülen kuşkuculuk
anlayışı, eleştirel bir tutumun ışığı altında neyi bilip neyi
bilemeyeceğimizi belirleyip kesinleme amacı gütmektedir. Bu açıdan
bakıldığında, Kant ' ın felsefe söz dağarında kuşkuculuk terimi
"eleştirel" nitelecinde etkili bir biçimde içerilmektedir. Kimi felsefe
tarihçilerine göre, Kant'ın kuşkuculuğu yeni- çağ kuşkuculuğunun en
özgün yorumu olarak kuşkuculuğun doruk noktalarından birine karşılık
gelmektedir.
_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Kuşkuculuk nedir?Kuşkuculuk hakkında..

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Acemi Forum Eğitim & Öğretim :: Ödevler & Tezler & Projeler :: Felsefe & Psikoloji -
Powered by phpBB © Acemi Forum
Copyright © 2007 By [-İDLE-] & adegerli33