Hoşgeldiniz, Misafir
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 17
 

AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Materyalizm nedir?Materyalizm hakkında...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
d3rY@
Moderatör
Moderatör
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 02/07/08
Mesaj Sayısı : 4509
Nereden : evden :D (ank)
Lakap : şeker :P
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Materyalizm nedir?Materyalizm hakkında... Salı Tem. 21, 2009 4:32 pm

MATERYALİZM



I. NİÇİN MATERYALİZMİ ÖĞRENMEMİZ GEREKİR?




Gördük ki, "Varlık ile düşünce arasındaki ilişkiler nelerdir?" sorusuna,
ancak karşıt ve çelişik iki yanıt olabilir.
Bundan önceki bölümde, idealist yanıtı ve idealist felsefeyi savunmak
için sunulan kanıtları inceledik.
Şimdi de bu temel soruna (yineleyelim, her felsefenin temelinde bulunan
soruna) verilen ikinci yanıtı incelemek ve materyalizmin savunma
kanıtlarının neler olduğunu görmek gerekir. Materyalizm, Marksizmin
felsefesi (sayfa 52) olduğu için, bizim açımızdan ne kadar önemli ise,
bunu öğrenmek de o kadar önemlidir.
Öyleyse, bu bakımdan, materyalizmi iyi tanımak zorunludur. İyi tanımak
özellikle zorunludur, çünkü bu felsefe anlayışları, çok az bilinmektedir
ve tahrif edilmişlerdir. Gene zorunludur, çünkü, eğitimimizle -ilk ya da
en yükseği olsun- gördüğümüz öğretimle, yaşayış ve düşünüş
alışkanlıklarımızla, idealist anlayışlar, farkında olmaksızın hepimizin
içine az ya da çok işlemiştir. (Zaten başka bölümlerde, bu olumlamanın
birçok örneklerini ve niçin böyle olduğunu göreceğiz.)
Demek ki, marksizmi öğrenmek isteyenler için, onun temelini, yani
materyalizmi bilmek bir zorunluluktur.



II. MATERYALİZM NEREDEN GELİR?



Felsefeyi, genel bir biçimde, dünyayı, evreni açıklama çabası olarak
tanımladık. Ama biliyoruz ki, insanlığın bilgi düzeyine göre, bu
açıklamalar değişmiştir ve insanlık tarihi boyunca dünyayı açıklamak
için iki tutum benimsenmiştir: bunlardan biri, bir ya da birkaç üstün
ruha, doğaüstü güçlere başvuran bilime karşı tutumdur; öteki ise
olgulara ve deneylere dayanan bilimsel tutumdur.
Bu tutumlardan biri idealist filozoflarca, öteki ise materyalistlerce
savunulur.
Bunun içindir ki, bu kitabın daha başında, materyalizm hakkında
edinilecek ilk fikrin, bu felsefenin evrenin bilimsel açıklanışı
olduğunu söyledik.

İdealizm, nasıl insanların bilgisizliğinden doğmuşsa - bilgisizliğin,
idealist anlayışları paylaşan siyasal ve kültürel güçler tarafından,
toplumlar tarihinde, nasıl korunduğunu ve sürdürüldüğünü göreceğiz-,
materyalizm de bilisizliğe ya da bilmesinlerciliğe karşı savaşımdan
doğmuştur.
Bunun içindir ki, bu felsefe uzun süre önlenmeye çalışıldı ve bunun
içindir ki, resmi üniversite dünyasında, çağdaş (sayfa 53) biçimiyle
(diyalektik materyalizm), ya değeri bilinmedi, ya hiç bilinmedi ya da
pek az tanındı.




III. MATERYALİZM NASIL VE NİÇİN GELİŞTİ?



Bu felsefeye karşı savaşım verenlerin ve bu öğretinin yirmi yüzyıldan
beri hep aynı yerde durduğunu söyleyenlerin iddialarının tersine,
materyalizmin tarihi, bize, bu felsefede canlı bir şeyin ve her zaman
hareket halinde olan bir şeyin varlığını gösteriyor.
Yüzyıllar boyunca insanların bilimsel bilgileri ilerledi. Düşünce
tarihinin başlangıcında, Yunan antikçağında, bilimsel bilgiler, hemen
hemen hiç yok denecek gibiydi; ilk bilginler, aynı zamanda filozof
idiler; çünkü o çağda, felsefe ve doğmakta olan bilimler, bir bütün
oluşturuyordu, biri ötekilerin uzantısı oluyordu.
Zamanla, bilimler, dünya olaylarının açıklanmasına, idealist
filozofların dogmaları ile çelişen ve tedirginlik yaratan bir açıklık
getirince, felsefe ile bilimler arasında bir çatışma başladı.
Bu çağın resmi felsefesi ile çelişmekte olan bilimlerin, felsefeden
ayrılmaları zorunlu oldu. Böylece, "...onların, geleceğin yakın bir
çözümü için olgunlaşmış bulunan daha sınırlı sorunları ele almak üzere,
felsefenin karmaşık şeyler yığınından kendilerini kurtarmak ve derin
varsayımları filozoflara bırakmak ilk işleri oldu. Böylece, felsefe ve
... bilimler arasında bu ayrılma oluştu."[12]
Ama, bilimlerle birlikte doğan, onlara bağlı ve bağımlı olan
materyalizm, çağdaş materyalizm ile, yani Marx ve Engels'in materyalizmi
ile, bilim ve felsefeyi, diyalektik materyalizm içinde yeniden
birleştirmek üzere, bilimlerle birlikte ilerledi ve gelişti. (sayfa 54)
Uygarlığın ilerleyişine bağlı olan bu gelişmeyi ve bu tarihi daha ilerde
inceleyeceğiz, ama şimdiden, materyalizm ile bilimlerin birbirine bağlı
olduklarını ve materyalizmin mutlak olarak bilime bağımlı olduğunu
belirtiyoruz, ki bunu akılda tutmak çok önemlidir.
Şimdi, materyalizmin esaslarını, çeşitli biçimler altında materyalist
olduğunu ileri süren bütün felsefeler için ortak olan esasları,
yerlerine yerleştirmek ve tanımlamak gerekiyor.



IV. MATERYALİSTLERİN İLKELERİ VE KANITLARI NELERDİR?



Bunu yanıtlayabilmek için, felsefenin temel sorusuna, varlık ile düşünce
arasındaki ilişkilere, yani bunlardan hangisinin daha önemli olduğu
sorusuna dönmemiz gerekir.
Materyalistler, her şeyden önce, varlık ile düşünce arasında, madde ile
ruh arasında belirli bir ilişkinin var olduğunu öne sürerler. Onlara
göre, ilk gerçek, ilk şey varlıktır, maddedir ve ruh ise ikinci
gerçektir, sonradan gelendir, maddeye bağımlıdır.

Şu halde, materyalistlere göre, dünyayı ve maddeyi yaratmış olan tanrı
ya da ruh değildir, ama ruhu yaratmış olan dünyadır, maddedir, doğadır:


"Tinin kendisi, maddenin en üstün bir ürününden başka bir şey
değildir."[13]

Bunun içindir ki, ikinci bölümde sorduğumuz soruyu tekrar ele alırsak ve
"düşünme, insana nereden gelir?" dersek, materyalistler, insan düşünüyor
çünkü onun bir beyni vardır ve düşünce beynin ürünüdür, diye yanıt
verirler. Onlara göre, maddesiz, cisimsiz düşünce olamaz.

"Bize ne kadar yüce görünürlerse görünsünler, bilincimiz ve düşüncemiz,
maddi, bedensel bir organın, beynin ürünlerinden (sayfa 55) başka bir
şey değildir."[14]

Buna göre materyalistler için, madde, varlık, bizim düşüncemizin dışında
var olan gerçek şeylerdir ve var olmak için düşünceye ya da ruha
gereksinme duymazlar. Aynı şekilde, ruh maddesiz var olamayacağına göre,
ölümsüz ve bedenden bağımsız bir ruh da yoktur.

İdealistlerin söylediklerinin tersine, bizi kuşatan şeyler bizden
bağımsız olarak mevcutturlar, bize düşüncelerimizi veren onlardır; ve
bizim fikirlerimiz, şeylerin bizim beynimizdeki yansısından başka bir
şey değildir.

Bunun içindir ki, varlık ile düşünce arasındaki ilişkiler sorusunun
ikinci yönü -"Bizim çevremizdeki dünya hakkındaki düşüncelerimiz ile bu
dünya arasında nasıl bir bağıntı vardır? Bizim düşüncemiz, gerçek
dünyayı bilebilecek durumda mıdır? Gerçek dünyaya ilişkin
tasarımlarımızda ve kavramlarımızda gerçekliğin doğru bir yansısını
verebilir miyiz? Bu soru, felsefe dilinde, düşünce ile varlığın
özdeşliği. sorunu diye adlandırılır."[15]- karşısında, materyalistler,
şu olumlamada bulunur: Evet, biz dünyayı tanıyabiliriz, ve bizim bu
dünyaya ilişkin edindiğimiz fikirler, gittikçe daha doğru olmaktadır,
çünkü biz, dünyayı bilimlerin yardımıyla inceleyip öğrenebiliyoruz,
çünkü bilimler, sürekli olarak deney yoluyla bizi çevreleyen şeylerin
kendilerine özgü ve bizden bağımsız bir gerçekleri olduğunu
tanıtlamaktadır ve insanlar daha şimdiden bu şeylerin bir bölümünü
yeniden üretebilmekte ve yapay olarak yaratabilmektedirler.

Şu halde, özetlemek için şöyle diyeceğiz: materyalistler, felsefenin
temel sorunu karşısında:

1. Ruhu yaratan maddedir ve bilimsel olarak, asla maddesiz ruh
görülmedi.



2. Madde, her ruhun dışında vardır ve maddenin kendine özgü bir varlığı
olduğundan, var olmak için ruha (sayfa 56) gereksinme duymaz,
dolayısıyla idealistlerin söylediklerinin tersine, şeyleri yaratanlar,
bizim fikirlerimiz değildir, biz fikirlerimizi şeylerden alırız.



3. Biz, dünyayı tanımak yeteneğindeyiz, maddeden ve dünyadan edindiğimiz
fikirler, giderek daha doğru oluyorlar, çünkü bilimlerin yardımıyla daha
önce bildiklerimizi kesinleştirebildiğimizi ve bilmediklerimizi de
bulabildiğimizi doğrularlar.
_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
d3rY@
Moderatör
Moderatör
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 02/07/08
Mesaj Sayısı : 4509
Nereden : evden :D (ank)
Lakap : şeker :P
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: Materyalizm nedir?Materyalizm hakkında... Salı Tem. 21, 2009 4:32 pm

YAYINCILARIN NOTU



Bu bölümü daha iyi anlayabilmek için, burada öğrenilenleri, daha ilerde,
Altıncı Kısımda okunacak olan çok önemli bilgilerle karşılaştırınız.

Engels'in, düşüncenin beynin bir ürünü olduğunu söylemekle, karaciğerin
safra salgılaması gibi, beynin de düşünce salgıladığını söylediği
sanılmamalıdır. Tersine, Engels, bu görüşle savaşmıştır (özellikle
Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu adlı kitabına, ayrıca
Lenin'in Materyalizm ve Ampiryokritisizm'inin birinci ve ikinci
bölümlerine bakınız.)

Bilinç bir organın salgısı değil, beynin işlevidir. Bilinç, safra gibi
ya da bir hormon gibi bir şey değildir. Bir eylemdir, bir işlevdir. Daha
karmaşık bazı organik koşullarda beyin kabuğu işin içine karıştığından
-organik koşulların kendileri de, Politzer'in daha ilerde gösterdiği
gibi, toplumsal koşullardan ayrılamazlar- insan eylemi bilinçlidir.

Bu konuda Lucien Seve'in Introduction au Léninisme'ine (Leninizm'e
Giriş, s. 98-108) başvurmanızı salık veririz. Essais de la Nouvelle
Critique. (Editions Sociales, 1960.) (sayfa 57)



Dipnotlar:



[12] Réne Maublanc, La Vie Ouvrière, 25 Kasım 1935.

[13] Friedrich Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin
Sonu, s. 24.

[14] agy, s.24.

[15] agy, s. 22.



Marx'ın "materyalist tarih anlayışının felsefî açıdan başlıca
önemli noktalan şunlardır:



a. toplumsal yaşamda düşüncelerin öncelikle özerkliklerinin daha sonra
da üstünlüklerinin reddi;



b. soyut felsefî düşüncenin tersine yöntemsel olarak somut tarihsel
araştırmaya bağlılık;



c. toplumsal yaşamın üretim ve yeniden üretiminde insan etkinliğinin (praxis)
merkezi rolünün kavramlaştırılması, buradan hareketle;



d. insanlık tarihinde toplumsal ilişkilerin dolayımının ve doğanın
dönüştürülmesinin nedeni olarak emeğin öneminin vurgulanması;



e. Marx 'ın türsel bir hümanizm olarak anlaşılmış bir doğalcılığı
savunarak insanı temelde doğa ile birliği içinde kavradığı erken dönem
(özellikle Ekonomik ve Felsefi Elyazmaları) yazılarının
dışavurumculuğundan; insanı temelde doğaya karşı ve onun egemeni olarak
kavradığı orta ve geç dönem yazılarının teknolojik Prometheusçuluğa
doğru değişme göstererek insan açısından doğanın anlamını vurgulaması;




f. bütününde Marx 'ta insan-doğa ilişkisini içsel olarak -insanin
temelde doğaya bağımlı olması ancak doğanın temelde insandan bağımsız
olması biçiminde- simetrik olmayan bir şekilde ele aldığı, bilimsel
GERÇEKÇILIK'e doğru göreceli olarak gelişen bir bağlanma ve gündelik
gerçekliğe sürekli bir bağlanış.



Yalnızca (c) maddesi Marx 'ın yeni pratik ve dönüştürücü
materyalizmi, burada ayrıntılı olarak gözönüne alınabilir. Marx 'ın bu
materyalizmi, insanın saf hayvan varlığından ya da etkinliğinden çifte
bir özgürlükle ayrıldığı görüşüne dayanır; güdüsel belirlenmeden
bağımsızlığı ve planlı, önceden dolayımlanmış bir biçimde üretimde
bulunma özgürlüğü. Bu kavramlaştırmanın genel karakteri en özlü
anlatımını Feuerbach Üzerinde Tezler 'de (8. tez) bulur; "Bütün
toplumsal yaşam temelinde pratiktir. Teorinin gizemciliğine yol açan
bütün anlaşmazlıklar akılcı çözümlerini insan pratiğinde ve bu pratiğin
kavranılmasında bulurlar." Geleneksel, tefekkürcü materyalizmin edilgin,
tarih-dışı ve bireyci özelliği ile/ ve klasik Alman idealizminin
yalnızca idealize edilmiş ve yabancılaşmış bir biçim altında sunulmuş
olarak değinip geçtiği toplumsal yaşamdaki dönüştürücü etkinlik ya da
pratiğin rolü, Feuerbach Üzerine Tezler'in ikili ana temasını oluşturur.
Marx'ın, Hegel 'in Aklın Fenomenolojisi 'ni eleştirisinin özünün; Hegel
'in nesnelleşme ve yabancılaşmayı, nesnelleşmenin varolan (mevcut),
tarihsel olarak özel, yabancılaşmış biçimlerini, bir Mutlak Özne'nin
kendine yabancılaşmasının momentleri olarak kavrayarak, aynı anda bu
kategorileri akılcı bir biçimde değiştirerek ve tamamen insani
yabancılaşmamış nesnelleşme olanağının da yolunu tıkamakla tanımladığına
ve karıştırdığına ilk ' dikkati çeken Genç Hegel'de Lukâcs olmuştur. !
Fakat bir defa bu ayrım, Marx 'ın kendi "nesnellik" kavramını
kullanımında ve bu kavramın soy özellikleri taşıdığı konusunda üçlü bir
kuşku yaratmıştı; bunun aydınlatılması en azından Feuerbach Üzerine
Tezler'den bu yana Marx'ın materyalizmi için temel özellik haline
gelmektedir. Şöyle ki, 1. tez, açık bir biçimde ayrıntılandırmasa da,
(a)nesnellik ya da dışsal olan ' ile, bir öznenin üretimi olarak
nesnelleşme (b) arasında bir ayrıma işaret eder ve 6. tez, toplumsal
biçimlerin yeniden üretim ya da dönüşüm süreci olarak (b) ve (c)
nesnelleşmeleri arasında bir ayrımı gerektirir.



Birinci tez Marx 'ı gerek şeylerin düşünceden bağımsızlığının
materyalist kavranışı ve gerekse düşüncenin bir etkinlik olarak idealist
kavranışının her ikisini de doğrulamaya ve böylelikle de (a) ile (b)
arasında ya da Grundrisse'nin Giriş bölümündeki terminoloji ile
söylersek, gerçek nesneler ile düşüncenin nesneleri arasında, ya da
modern bilimsel gerçekçiliğin terminolojisi ile, bilginin fiili
nesneleri ile bilgi üretiminin nesne edinme süreci ya da etkinliği
arasında bir . ayrım yapmaya yöneltir. Bu ayrım bize, toplumsal alanda
epistemolojik bir biçimde olduğu kadar ontolojik olarak da oluşturucu
olan toplumsal pratiğin Marx için doğal bilimlerin nesnesi ' değil bir
koşulu olduğunu anlamamıza olanak verir. Buraya kadar söylenenlerin
ışığında görülen odur ki, Marx 'ın idealizme olan itirazı; geleneksel
materyalizm insanın bilgi üretimindeki etkin rolünü bilgi üretiminin
nesne edinme boyutundan soyutlarken, idealizmin, bağımsız: gerçeklik
düşüncesini (bilgi üretiminin) fiili boyutundan gayri meşru bir biçimde
soyutlamakta olmasıdır.



Altıncı tez açık bir biçimde, Feuerbach'ın hümanizmi üzerine kurulmuş
olan bütün bireyci ve özcü toplum teorilerinin bir eleştirisini yapar ve
Feuerbach'ın insanın tarihsel olarak gelişen toplumsallığının,
kötülüklere karşı gerçek anahtar olduğu yolundaki antropolojik
açıklamalarını tecrit eder. Ve bu tez, (b) ile (c) arasında; insanın
amaçlı etkinliği ile bu etkinliğin koşulları ve aracısı olarak verili
olmakla birlikte ancak (kendisi de) bu amaçlı etkinlik içinde yeniden
üretilmiş ve dönüştürülmüş önceden varolan tarihsel olarak belirlenmiş
toplum biçimlerinin yeniden üretimi ve dönüştürülmesi arasında bir
ayrımı gerekli kılar. Bilinen nesnelerin birliğinin iki görünümü olarak
(a) ve (b) arasında uygun bir ayrım meydana getirmedeki başarısızlık bir
yandan epistemolojik idealist eğilimlere (Lukâcs ve Gramsci'den
Kolakowski ve Schmidt 'e kadar, (a)'nın (b)'ye indirgenmesine), öte
yandan geleneksel materyalist eğilimlere (Engels ve Lenin'den, Della
Volpe 'ye ve "yansıtma teorisi"nin çağdaş örneklerine kadar, (b)'nin
(a)'ya indirgenmesine) yol açmıştır. Dönüştürücü etkinliğin birliğinin
iki görünümü olarak (ya da praxis ile yapının ikiliği olarak) (b) ve (c)
arasında uygun bir ayrım meydana getirmedeki başarısızlık da bir yandan
sosyolojik bireycilik, iradecilik, kendiliğindencilik vb. ile (örneğin
Sartre 'da olduğu gibi, (c)'nin (b)'ye indirgenmesi), öte yandan
determinizm, şeyleşme, hipoztaslaştırma vb. ile (örneğin Althusser 'de
olduğu gibi (b)'nin (c)'ye indirgenmesi) sonuçlandı.



9. ve 10'uncu tezler özellikle Marx 'ın kendi yeni ve eski
materyalizmleri arasındaki farklılıklarla ilgili kavramlaştırmasını
ortaya koyar: "duygusallığı pratik etkinlik olarak kavramayan bu
materyalizmle ulaşılan en yüksek nokta, tek tek bireylerin ve sivil
toplumun üzerine (derin) düşünüştür (tefekkür) "Eski materyalizmin bakış
açısı sivil toplumdur, yeni materyalizmin bakış açısı ise insan toplumu
ya da toplumsal insanlıktır". Geleneksel materyalizmin problem alanı
soyut bir tarih dışı bireycilik ve evrensellik üzerine kuruludur;
birbirleriyle ve ortak doğallaşmış kaderleriyle dışsal ve içsel olarak
ilişkili yalıtık durumdaki R. Crusoe'lar. Marx için bu kavramlaştırma
epistemolojinin geleneksel sorunlarının (Bkz. BILGI KURAMI) ve genel
olarak FELSEFE'nin temelini oluşturur. Maddi pratikten kopmuş tefekkürcü
(düşünceye dalmış) bilinç için, kendi bedeniyle, diğer akıllarla,
dışındaki nesnelerle ve hatta kendi geçmiş durumlarıyla olan ilişkisi
problematik hale gelir. Fakat ne bu felsefi sorunlara ne de buradan
çıkan pratik sorunlara saf teorik bir terapi ile çözüm bulunamaz.
Örneğin, "bu düşüncelere yol açmış olan koşuları ortadan kaldırmak için
kişinin kendi kafası dışında yalnızca birkaç fikir edinmek zorunda
olduğu"na inanan (Alman Ideolojisi, cilt I, bölüm III) Genç Hegelci
Stimer'in aksine "teorik karşıtlıkların çözümü yalnızca pratik bir
biçim- de olanaklıdır ve bundan ötürü bir bilgi görevi değil, gerçek
yaşamın görevidir; çünkü felsefe bu görevi yalnızca teorik bir görev
olarak kavradığı için çözümsüz kalır" (Ekonomik ve Felsefi Elyazmaları,
3'üncü elyazması) . Bu nedenle "filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde
yalnızca yorumladılar, sorun onu değiştirmektir" (11. Tez). Engels'in,
daha sonraki felsefi yazmalarındâ özellikle Anti-Dühring'de Lııdwig
Feuerbach'ta ve Doğanın Diyalektiği 'nde ayrıntılı bir biçimde ele
aldığı materyalizmin daha çok kozmolojik evrendoğum (kozmoloji) yönüne
verdigi bu abartılı önemi anlamak zordur. Bu konu yalnızca Ikinci
Enternasyonal'in önderlerinin (Bernstein, Kautsky, Plehanov) teorik
formasyonlarında kesin bir moment oluşturmakla kalmamış, daha sonraları
DIYALEKTIK MATERYALIZM diye bilinecek görüşün doktriner çekirdeği olarak
sonraki çok sayıda tartışmanın etrafında döneceği merkezi de
oluşturmuştur. Pozitivist ve evrimci (özellikle toplumsal Darwinizm)
görüşlerin oluşturduğu bir bağlam içinde yazdığı yazılarda Engels ; (a)
mekanik ve "metafizik" materyaliz- me karşı dünyanın değişmeyen ve
durağan şeylerden değil, karmaşık süreçlerden oluştuğunu ve (b)
indirgemeci materyalizm karşı, akli ve toplumsal biçimlerin (özünde
maddi dünyanın [olanın] en yüksek ürünü olarak), maddi dünyaya (olana)
indirgenemeyeceği ama ondan doğduğunu savundu. Lenin 'in Materyalizm ve
Ampiriokritisizm'inin dolaysız hedefi Bogdanov gibi Bolşevik yoldaşları
arasında hızla yayılmakta olan Mach 'ın pozitivist düşüncesiydi
_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
[-İDLE-]
Administrator
Administrator
avatar
Cinsiyet: Erkek
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 07/06/08
Mesaj Sayısı : 4208
Nereden : Ankara
Lakap : WeBmAsTeR
Kullanıcı profilini gör http://acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: Materyalizm nedir?Materyalizm hakkında... Salı Tem. 21, 2009 4:34 pm

Güzel paylaşım eline saglık...
_________________
[center:8e29][img:8e29]https://redcdn.net/ihimizer/img196/4084/tasarmreklamidleacemifo.jpg[/img:8e29]

[color:8e29=blue]
[font:8e29=Comic Sans Ms]
[size=18:8e29][b:8e29]Her Türlü Tema Logo Banner Avatar İmza Yapımlarınız İçin Ulaşınız...

nrllh.celik@hotmail.com[/b:8e29][/size:8e29][/font:8e29][/color:8e29][/center:8e29]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Materyalizm nedir?Materyalizm hakkında...

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Acemi Forum Eğitim & Öğretim :: Ödevler & Tezler & Projeler :: Felsefe & Psikoloji -
Powered by phpBB © Acemi Forum
Copyright © 2007 By [-İDLE-] & adegerli33