Hoşgeldiniz, Misafir
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 17
 

AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Pisagorculuk Nedir? (Pythagorasçılık),hakkında

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
d3rY@
Moderatör
Moderatör
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 02/07/08
Mesaj Sayısı : 4509
Nereden : evden :D (ank)
Lakap : şeker :P
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Pisagorculuk Nedir? (Pythagorasçılık),hakkında Salı Tem. 21, 2009 4:31 pm

Pisagorculuk Nedir? (Pythagorasçılık)

Pisagorcuların amacı; insanın kendisini, beden ve
ruh göçüne köle olmaktan kurtarmaktır. İnsan ne denli kötü ve günahkâr bir yaşam
sürerse, öldükten sonra ruhunun aşağılayıcı bir hayvan bedenine girme olasılığı
o denli yüksek olur.



Pisagorcu cemaat yalnız dini nitelik taşımakla kalmamış aynı zamanda siyasî bir
nitelik sergilemiş ve siyasî amaçlar belirlemiştir. Bu anlamda Pisagorculuk,
Kroton ve öteki bazı güney İtalya kentlerinde uzun zaman iktidarı elinde
tutmuştur. Pisagor siyasette cemaati ile uzlaşabilmiş değildir. Belki de o
Kroton'dan bu nedenle uzaklaştı ve gittiği yerde de öldü.



Pisagorcuların siyaset ile ilgilenmeleri kendilerinin felaketi olmuştur. Çıkan
bir isyanda cemaatin merkezi yıkılıp yağmalanmış ve cemaat dağılmıştır. Buna
rağmen bu okulun bilim ve sanat alanındaki etkileri daha uzun bir zaman kendini
hissettirmiştir. Pisagorcular özellikle bilim ve sanattan yararlanmışlar, bir
başka deyişle belli bilim ve sanat çeşitleriyle, yani matematik ve müzik ile çok
yakından ilgilenmişlerdir.



Pisagor'un bunlarla ne ölçüde ilgilenmiş olduğunu, ona ait olduğu söylenen
fikirlerin gerçekten onun olup olmadığını belirlemek güçtür. Bütün bunlara
rağmen Pisagor tarikatının bir felsefe, bir bilim ve bir sanat ocağı olduğundan
kuşkulananlayız.



Pisagor konusundaki bilgilerimiz yetersizdir. Onun ile ilgili bilgilerden; onun
filozoftan çok bir din adamı, bir din iyileştiricisi olduğunu biliyoruz. Aristo
bile hiçbir zaman bir Pisagor felsefesinden söz etmez, sürekli Pisagorcuların
felsefesinden söz eder. Tüm bunlara karşın Pisagor'un zamanında etkili olduğunu
vurgulamalıyız.



Onun din yenilikçiliğinin temelinde, ruhun ölüm sonrasındaki durumu problemi
vardır. Ona göre ruh bedene zincirlenmiştir, beden ruh için bir hapishanedir.
Ölüm sonrası ruh başka bir bedene göç eder. Bu göç, ruhun dünyadaki yaşamına
bağlı olarak sonuçlanır.



İyi ve temiz bir ruh yüksek bir bedene göç eder. Fakat ruhun gerçek çabası;
özgür yaşamak, yani bedene bağımlı olmaksızın mutlak ruh durumuna ulaşabilmek
olmalıdır. Bu amaca ulaşabilmek için, Pisagor öğrencilerine bazı yollar
gösterir: Et yememek, yalnızca bitkisel gıdalarla beslenmek, kanlı kurbanlardan
kaçınmak. Ruhun arınması ve bedenden ayrı bir yaşama ulaşabilmesi için bilim ve
sanattan yararlanılır.



Pisagorcuların öncelikle uğraştıkları sanat "musikî", bilim ise "matematik". Bir
geometri probleminin, "Pisagor problemi"nin, haklı ya da haksız Pisagor'a
dayandırıldığı herkesçe bilinir. Pisagorcular müzik ile matematik arasında sıkı
bir bağ kurmuş ve bu iki bilimde önemli buluşlar yapmışlardır.



Özellikle telli sazlarla uğraşan Pisagorcular, telin uzunluğu ile sesin
yüksekliği arasında belli bir oran bulunduğunu ortaya koymuşlardır. Teli uzatıp
kısaltarak sesin çeşitli perdelerini yakalamışlardır. Uyumlu ses telin uzunluğu
ile, yani bir takım sayısal oranlarla ilgilidir.



Felsefe tarihinin başlangıcındaki filozofların genelde ortak noktaları vardır:
Bunlar başlangıçta tek tek birtakım gözlemlerden yararlanırlar ve sonra da
bunları genelleştirirler. Sözgelişi Thales, suyun gerek bedensel ve gerek beden
dışı doğa için taşıdığı değerin büyüklüğünü görmüş ve böylece herşeyin sudan
oluştuğu sonucuna varmıştır. Anaksimenes havanın değeri ve önemini, gözlemlerden
hareketle belirlemiş, herşeyin temelinin hava olduğu sonucuna varmıştır.



Pisagorcular uyumlu seslerle sayısal oranlar arasındaki bağlantıdan hareket
ederek, herşeyin temelinin sayı olduğu, evrendeki tüm oranların sayısal olduğu
sonucuna ulaşmıştır. Böylece Pisagorcular dahil, daha önceki filozoflarda, arche
(maddenin aslı) kavramına tanık oluyoruz. Pisagorcular arche olarak sayıyı
benimsemekle ileri bir adım atmış oldular. Çünkü onlar maddenin aslının, su ve
hava gibi somut birşey değil de, tam tersine, soyut birşey olduğunu ileri
sürmüştür.



Pisagorcular başka bakımdan da öteki filozoflardan ayrılırlar. Pisagorculara
gelene kadar maddenin kaynağı olarak tek bir ilke benimseniyordu. Pisagorcular
ise maddeye biçim veren, maddeyi sayılabilir yapan ilke yanında bir de bu
ilkenin, üzerinde etkili olacağı biçimi olmayan birşeye gereksinim duyarlar.



Böylece Pisagorcular, Milet okulu filozofları gibi monist (taklit) olmayıp
dualisttirler (ikililik). Yani herşeyin başlangıcına bir ikilik koyarlar.
Sözkonusu olan bu iki ilkeden birisi biçim verendir, ikincisi ise sınırsız ve
biçimsiz olandır.



Pisagorcular evrenin her yerinde; bir yanda sınırsız bir ilke ile öte yanda
belirleyici bir ilkenin arasındaki zıtlığı bulmuşlardır. Bu zıtlık sayılarda da
vardır: Tek-çift sayılar gibi. Ayrıca bu ikilik öteki birçok oranlarda da
vardır. Sözgelişi sağ-sol, kadın-erkek, kare-dikdörtgen gibi. Pisagorcular,
yaptıkları analojilerle (benzetmeler) bu görüşlerini sonunda bir oyun şekline
getirmişlerdir. Nitekim "adalet" ile "kare sayılar"ın ilişkili görülmesi oyundan
başka ne olabilir? Bu, düşünce tarihinin garip oluşumlarından yalnızca biridir.



Sayılar ile uğraşanlar, bu uğraşılarının çok sınırlı olmasına rağmen, bunlardan
gizemli (mistik) bir sonuç çıkarırlar. Gerçi insanlarda, madde'nin arkasında
gizemli bir oranın gizli olduğuna inanma eğilimi çok güçlüdür. Sözgelişi bugün
bile içinde yaşanılan savaşın ne kadar süreceğini matematiksel olarak hesaplamak
isteyenler vardır.



Batının düşünce tarihinde sayı gizemciliğini (mistisizmini) en ileri götürenler
Pisagorcular olduğu halde, sayılarla ilgili bilime kesinlik kazandıranlar da
onlardır. Yunan biliminde matematik biliminin gerçek kurucuları Pisagorculardır.
Onların matematiği kurmuş olmaları çok ilgi çekicidir. Çünkü bu buluşta, Yunan
düşüncesinin karakteristik bir yanı da açığa çıkmıştır.



Bugün sayı denilince aklımıza sayılar dizisi gelir. Oysa Pisagorcular sayı
dizisiyle hiç ilgilenmemişlerdir. Zaten onlar "sıfır"ı bilmiyorlardı. Sayı
dizisini "bir" ile başlatıyorlardı. Sıfırı sonradan Hintliler buldu ve onlardan
Araplara geçti. Matematikte sıfırın bulunması önemli bir ileri adımdır. Bununla
sayıları basit bir biçimde göstermek olanağı sağlanmıştır.



Pisagorcular sayıları birtakım geometrik kümelere ayırarak inceliyorlardı. Bugün
böyle kullanılan sayıların "kare" ve "küp"ü deyimleri Pisagorculara aittir.
Onlar sayıları hep geometrik şekillere göre kıyaslıyorlardı. Sözgelişi:

Kare sayılar dedikleri 4'ü (: ile, 9'u (:: ile gösteriyorlardı.



Daha da ileri götürerek dikdörtgen sayılar diye bir küme kabul ediliyordu.
Çünkü, sözgelişi 6 sayısı ancak şu şekilde gösterilebiliyordu::. Ayrıca
piramit sayılar vb. söz konusuydu. İşte Pisagorcular kare, dikdörtgen, piramit
vb. sayılar dedikleri sayı dizilerinin özelliklerini bu sayılara karşılık
geometrik şekillerin özelliklerinden çıkarmaya çalışıyorlardı. Böylelikle
sayıların özelliklerini geometrik bir biçimde canlandırmak ya da matematik
bilimini doğrudan doğruya geometriye dayandırmak istemişlerdi.



Pisagorcuların bu girişimi bize Yunan düşüncesinin çok belirgin bir niteliğini
açıklar: Yunanlılar her-şeyden önce gözlemci insanlardır. Onlar herşeyi canlı
şekiller halinde görür, bu konuda çok yetenekli bir ulustur. Sözgelişi
Anaksimandros'un evren düşüncesi, evrene en yüksek derecede somut bir biçim
kazandırmış bir tasarımdır.



Buna karşın, her türlü şekil ve somutluktan yoksun olan soyut bir düşünce biçimi
Yunan karakterine hiç uymaz. İşte bu yüzden tam anlamı ile soyut olan ve
somutlaştırılamayan sıfır sayısını Yunanlılar bulamamışlardır. Yine bu nedenle,
Yunan düşüncesi sayıları geometrik şekiller biçiminde anlamak yolunda
ilerlemiştir.



Oysa XVI. - XVII. yüzyıldan bu yana modern matematik bunun tam aksi yönde
gelişmiştir. Modern matematiğin başında yer alan analitik matematik, özellikle
de, geometriyi aritmetik şekline dönüştürmek ister. Sözgelişi daireyi analitik
geometriye, düz doğrulara ve birtakım matematiksel eşitliklere dönüştürmeye
çalışır.



Kısacası modern matematik, geometrik şekillerin özelliklerini belirlemeye çaba
gösterir. Yani, Yunanlıların aksine, geometriyi matematiğe dayandırır. Yine
modern matematiğin temelini sayılar sistemi ve bunun genişletilmesi oluşturur.
Oysa Yunanlılar, ta... başlangıcından bu yana, sürekli somut bir geometrici
kafasına sahiptirler.



Pisagorcular sayıların özelliklerini geometrik ve somut bir yolla incelerken,
özellikle de bir noktada büyük güçlükle karşılaşmışlardır. Bu güçlük, onların
keşfedip de sonuna kadar götüremedikleri irrasyonel foran dışı) sayılardan
kaynaklanıyordu. Bu keşif Pisagorcuların tüm düşüncelerini altüst etmiştir.
Çünkü onlara göre maddenin özü olan sayılar, tam sayılardır.



Oysa, özellikle geometri alanında bu düşünüş her zaman doğru çıkmıyordu. Karenin
kenarlarının köşegenlerine olan oranını araştırırken, Pisagorcular bu oranın,
bir tam sayıyla belirtilebileceğini var sayıyorlardı. Karenin kenarı "l" olsun,
köşegenleri "V2"olur. Pisagorcular bu "V2" ifadesini henüz bilmiyorlardı.



Bugünkü matematik dilinde bu "V2", irrasyonel bir sayıdır. Yani, hiçbir tam sayı
ya da kesir ile, bu kesir ne kadar büyükte olsa, ifade edilemeyen ve fakat
sonsuz bir ondalık kesir sistemi ile yaklaşık olarak ifade edilebilen bir
niceliktir. Bu gerçek, Pisagorcuların düşüncelerini çıkmaza sokmuştur. Zira bu
yüzden karenin kenarlarının köşegenlerine olan oranın, bir tam sayı ile ifade
etmenin olanaksızlığı ortaya çıkmıştır. Bu güçlüğü aşabilmek için Pisagorcular
matematiğe "sonsuz küçük" kavramını sokmuştur. Onlar: Karenin köşegenini ve
kenarını sonsuza bölerek, bu işlemin sonunda, bir yerde uyumlu sona
ulaşacaklarına inanıyorlardı.



Oysa böylece yeni birtakım güçlüklere yol açan bir kavram işin içine karışmış
oluyordu. Sonsuz küçük ve sonsuz büyük kavramlarında gözlenen çatışkılarla (antinomiler),
sonradan özellikle Zenon uğraşmıştır.



Siyaset alanından çekilerek cemaatleri dağılan Pisagorcular çeşitli yerlere
dağılarak okullarını, bilimsel etkinliklerini sürdürdüler. Bu sonraki
Pisagorcular daha çok astronomi ile uğraşmıştır. Dünyanın evrenin merkezinde
olmadığını, bir yıldız çevresinde döndüğünü var saymakla Kopernik'in görüşüne
yaklaşan ileri bir hamle yaptılar.



Bu son Pisagorcuların en önemlilerinden birisi, Eflâtun zamanında yaşayan ünlü
matematikçi "Archytos" ile hekim olan "Alkmaion" dur. Alkmaion'un önemli tıbbî
bir keşif yaptığı var sayılır. Söylentilere göre: Beyin ve sinirlerin önemini ve
algının oluşması için dıştan gelen bir uyarıcının sinirler aracılığı ile beyne
aktarılması gerektiğini keşfetmiştir
_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Pisagorculuk Nedir? (Pythagorasçılık),hakkında

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Acemi Forum Eğitim & Öğretim :: Ödevler & Tezler & Projeler :: Felsefe & Psikoloji -
Powered by phpBB © Acemi Forum
Copyright © 2007 By [-İDLE-] & adegerli33