Hoşgeldiniz, Misafir
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 17
 

AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Var Oluşçuluk nedir?Var Oluşçuluk hakkında...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
d3rY@
Moderatör
Moderatör
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 02/07/08
Mesaj Sayısı : 4509
Nereden : evden :D (ank)
Lakap : şeker :P
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Var Oluşçuluk nedir?Var Oluşçuluk hakkında... Salı Tem. 21, 2009 4:25 pm

VAR OLUŞÇULUK

Varoluşçuluk (egzistansiyalizm) bireyin deneyimini,
ve bu deneyimin tekilliğini ve biricikliğini insan doğasını anlamanın
temeli olarak gören bir felsefe akımıdır. Varoluşçuluk, insanın
varoluşuyla doğal nesnelere özgü varlık türü arasındaki karşıtlığı büyük
bir güçle vurgulayan, iradesi ve bilinci olan insanların, irade ve
bilinçten yoksun nesneler dünyasına fırlatılmış olduğunu öne süren bir
düşünce okuludur. Bu akım insan özgürlüğüne inanır ve insanların
davranışlarından sorumlu olduğunu öne sürer.

Genel Manada Varoluşçuluk



Varoluşçuluk yirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru Fransa’da
ortaya çıktı. En önemli temsilcileri Martin Heidegger, Karl Jaspers,
Jean-Paul Sartre, Gabriel Marcel ve Maurice Merleau-Ponty olmuştur.
Felsefi bakımdan temelleri ise bunlardan önce Nietzsche ve Sören Aabye
Kierkegaard gibi düşünürler tarafından atılmıştır.



Varoluşçuluğu belirleyen temel özellik ve tavırlar şöyle sıralanabilir:



1) Varoluşçuluk, herşeyden önce varoluşun hep tikel ve bireysel, yani
benim ya da senin veya onun varoluşu olduğunu öne sürer. Bundan dolayı,
o insanı mutlak ya da sonsuz bir tözün tezahürü olarak gören her tür
öğretiye, gerçekliğin Tin, Akıl, Zeka, Bilinç, İde ya da Ruh olarak
varolduğunu öne süren idealizme karşı çıkar.



2) Akım, varoluşun öncelikle bir varlık problemi, varoluşun kendi varlık
tarzıyla ilgili bir problem olduğunu dile getirir ve varlığın anlamına
ilişkin bir araştırmaya karşılık gelir. Bu çerçeve içinde, her tür
bilimci, nesnel ve analitik yaklaşıma şiddetle karşı çıkan varoluşçuluk,
özellikle varoluşun zamansal yapısına ilişkin analiz yoluyla, Varlığın
genel anlamıyla ilgili bir öğreti, belli bir ontoloji üzerinde
yoğunlaşır.



3) Varoluşçuluğa göre, varlığa ilişkin araştırma, varolanın aralarından
bir seçim yapmak durumunda olduğu çeşitli imkanlarla karşı karşıya
gelmeyi gerektirir. Başka bir deyişle, varoluşçu felsefe, geleneksel
felsefenin öne sürdüğü gibi, özün varoluştan önce değil de, varoluşun
özden önce geldiğini öne sürer; insanın önce varolduğunu daha sonra
kendisini tanımlayıp, özünü yarattığını dile getirir. Başka bir deyişle
varoluşçuluk, insanın dünyaya fırlatılmış bulunduğunu, dolayısıyla
kendisini nasıl oluşturursa öyle olacağını; insanın özünü kendisinin
belirleyeceğini; bireysel insan varlığının sabit ya da değişmez, özsel
bir doğası bulunmadığını öne sürer. Bu bağlamda her tür determinizm ya
da zorunlulukçuluğa büyük bir güçle karşı çıkan varoluşçuluk, bireylerin
mutlak bir irade özgürlüğüne sahip bulunduğunu, insanın özgürlüğe mahkum
olduğunu ve olduğundan tümüyle farklı biri olabileceğini dile getirir.



4) İnsana özünü oluşturma şansı veren bu imkanlar, onun şeylerle ve
başka insanlarla olan ilişkileri tarafından yaratıldığı için, varoluş
her zaman dünyadaki bir varlık olmak veya seçimi sınırlayan ya da
koşullayan somut ve tarihsel olarak belirlenmiş bir durumda ortaya
çıkmak durumundadır. Bu ise, varoluşçuluğun tekbenciliğe ve
epistemolojik idealizmle taban tabana zıt bir felsefe akımı olduğu
anlamına gelir.



5) Varoluşçuluk, nesneden yola çıkan, varlıkla ilgili nesnel doğrulara
ulaşmaya çalışan görüşlere karşı, özneden hareket ve öznel hakikatlerin
önemini vurgular. Felsefenin, varlık ve tümeller gibi konularla uğraşıp
nesnelliği araması yerine, korkuyu, yabancılaşmayı, hiçlik duygusunu,
insanlık halini ele alıp, öznelliğe yönelmesi gerektiğini; hakikatin
tümüyle öznel olup, hiçbir soyutlamanın bireysel varoluşun gerçekliğini
kavrayamayacağını ve ifade edemeyeceğini söyler.



6) Varoluşçuluk, özellikle de hümanist ya da ateist boyutu içinde,
evrenin akılla anlaşılabilir olan bir gelişme doğrultusu olmayıp, özü
itibariyle saçma ve anlamsız olduğunu, evrenin rasyonel bir tarafı
bulunmadığını, evrene anlamın insan tarafından verildiğini öne sürer.



7) Böyle bir evrende, insanın hazır bulduğu ahlak kuralları
olmadığından; varoluşçuluk, ahlaki ilkelerin, kendi eylemleri dışında,
başka insanların eylemlerinden de sorumlu olan insan tarafından
yaratıldığını savunur.
_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Var Oluşçuluk nedir?Var Oluşçuluk hakkında...

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Acemi Forum Eğitim & Öğretim :: Ödevler & Tezler & Projeler :: Felsefe & Psikoloji -
Powered by phpBB © Acemi Forum
Copyright © 2007 By [-İDLE-] & adegerli33